Beynin Sırları 01: Beyin ve Dikkat

Uyanık olduğumuz her saniye beynimiz hiç durmaksızın çevremizi tanıyor ve dünyamızı öğreniyor, hareket ve duyularımızı yönetiyor ve bizi biz yapan şeyleri belirliyor, benzer şeyler yaşıyor, farklı anlamlar çıkartıyoruz. Beyinlerimizin bu işleri ele alışları beynin sırlarını oluşturuyor. 

Karmaşık yapısı ile gizemini koruyan insan beyninin müthiş sırlarını çözmeye yönelik olarak TRT tarafından hazırlanan “Beynin Sırları” adlı Belgesel Dizisi ile konu uzmanları tarafından bu sırlar tek tek çözülmeye çalışılıyor. 

Gözümüze giren ışık yapbozun sadece ilk parçası. Işık geliyor ve sistem çalışmaya başlıyor. Ham görüntü beyinde işlenerek gerçek görüntü ortaya çıkıyor. Göz görüyor, beyin algılıyor. Peki gözün her gördüğünü beyin algılıyor mu?

goz-nasil-calisiyor

Aşağıdaki videodaki testi uyguladığınız zaman sonuçlarına sizlerde şaşıracaksınız.

BEYİN ve DİKKAT

Harvard Tıp Fakültesi ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi olan Prof.Dr.Turgay DALKARA’ya göre dikkat konusunda sınırlıyız.

Prof.Dr.Turgay DALKARA
“Biz dikkatimizi ancak bir tek şeye yönlendirebiliyoruz. Mesela bugün ilizyon sanatının temeli budur.”

Bilim açısından ilizyona bakıldığında bu bir anlamda beyinde kısa devre gibi görünür. Yani beyin bir adımı atlar. Sihirbazlar dikkatimizi bir başka yere çevirip bazı şeyleri görmemizi engelleyebilirler. Bunu yapmaları sanıldığı kadar zor değildir. Çünkü dikkatimiz bilinçli olarak başka yere yönlendirilmiştir.

Prof.Dr.Turgay DALKARA
“Dikkat sadece bir noktaya yönelebiliyor. Ama bunun anlamı şu değil beyin o sırada öbür bilgileride almaya devam ediyor. Ama farkında değilsiniz. Bu çok önemli..O bilgiler geliyor ama farkında değilsiniz, ama bir şekilde işleniyor. Bu bir anlamda biliçaltının bir başka tanımı..”

BEYNİN TARİFİ

Kalemleriniz ve kağıtlarınız hazırsa işte her evin mutfağında kolaylıkla bulunan malzemelerle beynin tarifi..

Gerekli malzemeler:
1 lt Su,
160 gr. Yağ,
110 gr. Protein,
15 gr.Şeker,
10 gr Tuz.

beyin

Malzemeler kolay ve bulunabilir cinsten..Ancak bunlar merkezi sinir sisteminin en önemli kısmı olan beynin oluşması için yeterli değil..

Kafatası kemikleri içinde kütlesi yetişkinlerde ortalama olarak 1300-1400 gr. olan beynimiz nöron ve grial hücreler olmak üzere yaklaşık 1 trilyon hücreden oluşuyor.

Beyindeki iletişim, sinir hücreleri arasında elektriksel ve kimyasal sinyallerle oluşuyor. Ancak tüm bunlar beynin fonksiyonlarının çalışması için yine de yeterli değil.

Prof.Dr.Turgay DALKARA
“Beynin fonksiyonlarının oluşabilmesi için mutlaka beyine bilgi geliyor olması lazım. Beyin bu bilgileri deneyimleri içinde değerlendirir – tabi çocukluktan itibaren bu deneyimler gittikçe birikir – ve onlara görede hemen bir cevap üretir. Çok dinamik bir yapı, hiç uyumaz.”

Sürekli aktif olan bu dinamik yapının sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için ihtiyaçları vardır.

Prof.Dr.Turgay DALKARA
“Beynimizin bizi biz yapabilmesi için sürekli uyarı alıyor olması lazım. Bunun güzel örnekleri mesela Anestezi.. Anestezi sırasında beyin fonksiyonlarını ve girdilerini baskıladığınız zaman, bir çıktıda alamazsınız yani siz ortadan kaybolursunuz.”

anestezi

Sürekli dış dünya ile etkileşim halinde olan ve uyarılar alan beyin, kafatasının içerisinde dış dünyadan tamamen izole, ancak tüm yaşamsal fonksiyonların gerçekleşmesi için stratejik bir öneme sahiptir.

Beyin, Sinirbilim, Kaos, Beyin ve Zihin konularında uzmanlaşmış bir isim olan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr.Sinan CANAN’a göre beyin tüm bu karmaşanın ortasında ne yapacağını çok iyi biliyor.

sinan-canan

Prof.Dr.Sinan CANAN
“Beyin tam bunun ortasında değerlendirme merkezi olarak duruyor aslında. Yaptığı iş basitçe şu; dış dünyada olan herhangi bir değişikliği biz algılayıcı ya da reseptör dediğimiz yapılarımız vasıtasıyla algılıyoruz. Duyarlı oldukları o uyaran ne ise bunu alıyorlar, elektiriğe çeviriyorlar ve beynimize gönderiyorlar. Tamamen elektrik sinyalleri halinde bunlar beyne ulaşıyor.”

Değerlendirdiği her şey kendisine elektrik sinyalleri şeklinde ulaşan beyin bu aldığı verileri gerek doğuştan, gerekse yaşam sırasında öğrenilerek kaydedilmiş bir takım verilerle birleştiriyor ve buna göre bir cevap üretiyor.

Prof.Dr.Sinan CANAN
“Beynin yaptığı işi bir kelime ile özetleyecek olursak; Vücudun içinde ya da dışında meydana gelen değişimlere aslında vücudun uyum sağlamasını sağlıyor. Beyin uyum sistemdir. Vücudun her yerinde sürekli bilgi alır. Her bir anda beynimize akan verinin miktarı inanılmazdır aslında. Bütün kaslarınızdan, eklemlerinizden, vücudunuzun her bir köşesindeki dokunma duyusu algılayıcılarından, her taraftan saniyede trilyonlarca bitlik veri akar.”

“Dışardan gelen bu sinyallarle biz aynı zamanda zihin, bilinç ve kişilik dediğimiz şeyide bir şekilde oluşturuyoruz zihnimizde. Buna baktığımızda her şeyin altında gelip giden veriler yatıyor. Siz bu verileri bir şekilde yapay olarak kavanozda yaşayan bir beyne gönderseniz bedeni olmasa ve bu beyin kendini teorik olarak yaşayan bir insan zannedebilir. Bunda bir engel yok.”

“Dolayısiyle şu anda bu yazıları okuyan herkesin kavanozda yaşayan bir beyin olup şuan kendilerine sanal olarak televizyon seyrettirilen insan olmadıklarına dair elimizde bir kanıt yok”

beyin

Prof.Dr.Turgay DALKARA
“Beynin fotoğraf makinasından en büyük farkı; fotoğraf makinası çok objektiftir ne varsa onu görüntüler veya bir bilgisayardaki yüz tanıma programı ne varsa onu görür halbuki beyin öyle değildir. Beyin çok subjektif, çok öznel bir organdır. Herkese göre algılar beyin için çok değişik oluyor. Görsel uyarıları kendi birikimi içerisinde değerlendirdiği için hep farklı algılar. Avantajı; Çok hızlı sağlaması, Dezavantajı; Hata oranı bilgisayara göre daha yüksektir.”

Çalışma prensibi açısından bilgisayarlara benzetilen beyinlerimizin yanılma payı yüksek olsada hafıza ve kapasite konusunda aynı şeyleri söylemek mümkün değil.

Prof.Dr.Sinan CANAN
“Bugün bildiğimiz kadarıyla hafızamızın sınırını bilmiyoruz. Sınırsız olma ihtimali var. Çünkü biz bilgileri bilgisayarın hard diskine kaydeder gibi belli bir yere belli bir yer kaplayacak şekilde kaydetmiyoruz.”

%10 unu kullanma meselesine gelince; Bu şehir efsanesi artık çok şükür bayağı ortadan kalktı. Zira bugün beynin nasıl çalıştığını işlevsel manyetik rezonans görüntüleme diye bir sistemle doğrudan izleyebiliyoruz. Ve hiçbir şey yapmayan bir insanın bile beyninin sürekli aktif olduğunu görüyoruz. Beynin çalışmayan hiçbir yeri yoktur.

“Beynin bölgeleri arasında sürekli bir paslaşma vardır. Her yer, her an sürekli olarak aynı performansla çalışmaz. Eğer öyle olsaydı, vücudumuzdaki bütün oksijeni dakikalar içinde tüketecek kadar aktif bir organımız olduğunu da hatırlatmak isterim. Beynimizin kullanmadığımız hiçbir yeri yok. Kapasite anlamında ise belkide hiç kullanmıyoruz.”

Beyinde depolama işi o şeyin nasıl göründüğü ya da ne yaptığına göre değilde, o şeyle kendimiz arasında nasıl bir bağ kurduğumuza göre değişiyor. Aynı şeye bakan insanların farklı şeyler görmesinin sebebi de işte bu yüzden..

Prof.Dr.Sinan CANAN
“Her zaman her şeyi aynı şekilde algılamıyoruz. Beyni oluşturan şeylerin en önemlilerinden bir tanesi bağlantılardır. Hücreler arası bağlantılar. Bu bağlantı haritası iki insanda asla birbirinin aynısı değildir. Şimdi böyle olunca, veri işlemede tamamen bambaşka oluyor insanlar arasında. Kim ne görüyor bilmiyorum ama herkes üzerinde anlaşıyor. Buda güzel bir şey açıkçası.”

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir