Beynin Sırları (14.Bölüm)

Beynin Sırları (14.Bölüm)

Fobi nedir? Fobiler acaba öğrenilebilir mi? Beyin fobi ilişkisi nasıldır? Fobi hastalarında beyinde ne gibi değişiklikler oluyor? Tüm bu soruların cevabını TRT’nin hazırlamış olduğu “Beynin Sırları” dizisinin bu bölümünde Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven ve Doç.Dr.Orhan Murat Koçak veriyor.

Uyanık olduğumuz her saniye beynimiz hiç durmaksızın çevremizi tanıyor ve dünyamızı öğreniyor, hareket ve duyularımızı yönetiyor ve bizi biz yapan şeyleri belirliyor, benzer şeyler yaşıyor, farklı anlamlar çıkartıyoruz. Beyinlerimizin bu işleri ele alışı Beynin Sırlarını oluşturuyor.

Yaşamamızı tehdit eden durumlardan içgüdüsel olarak kaçınırız. Bilincimizde bu kaçınma, korku olarak algılanır ve korku yaşamın sürdürülebilmesi için gereklidir. Ancak kimi zaman korkunun kontrolden çıkması mümkün olur ve bazen yaşama hizmet eden korku yaşama karşı olan fobiye dönüşür.

fobiler

Başlıca çalışma alanları şizofreni, bipolar bozukluklar, intihar davranışı ve nero görüntüleme olan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda Öğretim Üyesi ve Ankara Üniversitesi Beyin Araştırmaları – Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde (AÜ-BAUM) araştırmacı olarak görev yapan Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven “Fobi” yi “Bir obje ya da durum karşısında şiddetli mantıkdışı bir korku duyma hali” olarak tanımlamaktadır.

orhan-murat-kocak

Özel İlgi alanları arasında ankiseyete bozuklukları olan Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan Doç.Dr.Orhan Murat Koçak Fobilerin nasıl geliştikleri hakkında şunları söylemektedir:

“Fobilerin gelişimi ile ilgili olarak öğrenme mekanizmalarından bahsedebiliriz. Bugün için fobik durumlara aslında yanlış öğrenme gibi bakılabilir. Ama bu yanlış öğrenme zaten kaygıya yatkın bir bireyde yani anksiyete sensitive test dediğimiz kaygıya duyarlılık düzeyinin yüksek olduğu bireylerde tezahür etmeye eğilimlidir. “

Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven
“Bir nesneye karşı fobi geliştirmek için o nesneyle karşılaşmak, o durumla karşılaşmak, kötü bir deneyim yaşamak gerekmiyor. Aslında fobilerin çoğunda böyle bir durum yok. Fobilerin çok büyük bir bölümü genellikle 7 yaşından önce başlıyor. Ancak   erişkinlikte ya da ileri yaşlarda oluşan fobiler, kötü bir deneyim sonrasında o objeye ya da duruma karşı oluşmaktadır.”

halise-devrimci-ozguven

Ağırlıklı olarak 7 yaşından önce başlayan ve insanların yaşamlarını son derece zorlu bir hale getiren fobiler farklı birçok konuda olabiliyor.

Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven
“Örneğin çok sık duyduğumuz kan, yaralanma, zarara uğrama ile ilgili fobiler, hayvan fobileri, doğa olayları ile ilgili fobiler var. Bunlar genellikle 7 yaşından önce başlıyor ve genellikle ailesel oluyor. Ve genellikle uyaranla karşılaşma ve tramvatik bir olay yaşama ile ortaya çıkmıyor. Durumsal fobilerin bir bölümü ileri yaşta başlarsa travmatik deneyimle ilgili görülüyor. Evrimsel kökenleri olduğu düşünülüyor. Gerçekten bazı türleri fobilerin bunu anımsatıyor insana. Hayatımızın devamı için vücutsal bütünlüğümüzü korumamız gerektiğinden kandan, yaralanmaktan korkmak saçma bir şey değildir. Yada böceklerden, yılanlardan korkmak, iğrenmek… Bunlar evrimsel değeri olabilecek şeyler gibi görünüyor. Muhtemelen atalardan gelen bir kökeni var. Örümcek ve yılan fobisi çok yaygın bir fobi olarak toplumda gözükmektedir. “

orumcek-fobisi

Başta korku olmak üzere duyguların denetiminden sorumlu olan Amigdalanın ruhsal bozukluklarla ilişkili olduğu biliniyor. Beyin korkusu ilişkisinde ön plana çıkan amigdala gibi beyin fobi ilişkisinde ön plan çıkan ilgili beyin bölgesinden bahsetmek acaba mümkün mü?

amigdala
Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven
“İnsula ile ilgili bulgular var fobi hastalarında. İnsulada bir hiperaktivite oluyor. İnsula bizim dışarıdan gelen uyaranları ve vücudumuzdan gelen uyaranları alıp değerlendirdiğimiz ve duyumlara dönüştürdüğümüz bir bölge. Tüm duyumları alıyor, proses ediyor, bir süreçten geçiriyor ve sonra bunu anterior singulat kortekse yolluyor insula. Fobi hastalarında hem insulada hem anterior singulat kortekse bir aktivite artışı tutarlı bir biçimde birçok çalışmada bulunmuş. Bu iki bölge özellikle inceleniyor. Özellikle bu hastalığın fizyopatolojisinde suçlanıyor. Birde orta frontal korteksten ventromedial korteksten ve bir miktarda hipokampustan söz etmek lazım fobi söz konusu olunca. Bu bölgelerde koşullanmış bir uyarının, eğer gereksizse söndürülmesinden sorumlu gibi gözüküyor. Korkmaya gerek yok!, bununla ilgili bir endişeye gerek yok! diyorsa beyin bu koşullanmış uyarının söndürülmesi için de çalışan bölgeler var : Ventromedial korteks, orta frontal korteks ve birazda hipokampus. Bu bölgelerinde bu hastalıkta az çalıştığına dair, yeterince çalışmadığına ve hipoaktif olduğuna dair bulgular var.”

Tüm bu bölgelerin ortak bir özelliği bulunuyor. Bu bölgeler fobiye koşullanmış uyaranlara karşı olan aşırı tepkilerin söndürülmesi, baskılanması görevine sahip olduklarını düşünüyor ve bu bölgelerin hipoaktif oluşu fobilerin ortaya çıkmasına sebep oluyor ve genelde fobiler dışarıdan belli olmuyor.

Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven
“Fobisi olan kişiler sadece fobik nesne ya da fobik durum yaratan olayla karşılaştıkları zaman belirti gösteriyorlar. Onun dışında anlamak mümkün değil. Yani uçak fobisi olan biri kişi uçağa binmediği müddetçe gayet iyi bir durumda oluyor. Çocukluk döneminde davranışsal inhibisyon denilen bir durum var. Bu davranışsal inhibisyonu olan çocuklar; daha sessiz, daha içine kapanık ve daha tedbirli, her şeyi düşünüp önlemler almaya çalışırlar. Çocuk için tipik bir davranış değildir bu. Ve birde yeni uyaranlar (korkutucu bir uyaran olması gerekmiyor) karşısında korkuya kapılan,  yeni bir durum karşısında daha sinirli tepkiler veren, o tür durumları istemeyen bir çocuk gurubu var. Bu davranışsal inhibisyonun genetiksel olarak aktarıldığı bir çeşit endofenotip olduğu düşünülüyor ve bu davranışsal inhibisyon fobik belirtilerle, sosyal fobiyle, özgül fobilerle ilişkilendirilmiş bir durum. Bu tür çocuklarda ve çocukluğunda bu tür davranışlar sergileyen bireylerde daha sonra fobi gelişme olasılığı daha yüksek gibi görünüyor. “

ucak-fobisi

Doç.Dr.Orhan Murat Koçak
“Fobik durumun ortaya çıkmasında o koşullanma ile ilgili mekanizmalar çok önemli. Özgül fobilerde özellikle bir biçimde bireyin o yaşadığı arka plan, o fobik nesne ile ilgili nasıl bir deneyim yaşadığı  çok önemlidir”.

İlgili olduğu düşünülen bölgelerin dışında acaba fobileri olan kişilerde fobilerin oluşması ya da ortaya çıkmasında başka nasıl sebeplerden söz edilmeli? Fobiler acaba öğrenilebilir mi?

fobik-anne-baba

Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven
“Gerçekten fobi koşullanmış klasik koşullanmayla edinilen bir öğrenme gibi görünüyor. Fobik nesneden kaçmada edimsel koşullanmayla bu davranışın pekişmesiyle kendini gösteriyor. Dolasıyle bu öğrenmenin önemli olduğunu iddia eden zaten birçok çalışmacı var bu konuda çalışan insanların içinde. Ailesel bir yığılım gösterdiğini söylemek lazım fobilerin. Bu kan, yaralanma tipi fobiler, hayvanlara yönelik fobiler ailesel yığılma gösteriyor. Bu genlerle de ilişkilendiriliyor. Ama bu belkide öğrenme ile ilgili. Çünkü gerçekten çocukların birinci okulu aile ve ailede bireylerin ne söylediği değilde ne yaptığı özellikle çok önemli oluyor. Anne babanın ne söylediğinden çok ne yaptığı önemli oluyor. Örneğin annesinin kediden korktuğunu fark ederek büyüyen bir çocuğun bunu öğreniyor olduğunu düşünebiliriz rahatlıkla. Anne babadan öğrenilebiliyor gibi görünüyor belkide genetik ama..Bu ailesel birikim genetikte olabilir, öğrenmeyle de ilgili olabilir…”

Sosyal Medyada Paylaş

1 Yorum


  1. Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ediyorum.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.