Beynin Sırları (17.Bölüm)

Beynin Sırları (17.Bölüm)

Doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan karmaşık bir nörogelişimsel bozukluk: OTİZM.

Otizm neden beynin yapısını ya da işleyişini etkiliyor? Kimlerde görülüyor? Bu duruma neler sebep oluyor? Otizmin temel tanımı acaba nasıl yapılıyor?

Otizm, Epidemiyoloji, Beyin Görüntülemesi, Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu konularında uzmanlaşmış bir isim olan Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Öğretim Üyesi olarak bilimsel çalışmalarını sürdüren ve Ankara Üniversitesi Beyin Araştırmaları Merkezinde Araştırmacı olan Prof.Dr.Özgür Öner Otizm’i şu şekilde tanımlıyor:

prof-ozgur-oner

“Otizmin içerisinde bozukluk olan 3 tane alan var. Bunlar sırasıyla; sosyal ilişki, iletişim ve tekrarlayıcı hareketler&kısıtlı ilgi alanı. Bunların arasında aslında en önemlisi “sosyal iletişim bozukluğu”. Otizm ve Otizm spektrum bozukluğu denince aklımıza gelen şey aslında sosyal iletişim bozukluğudur.”

Otizm, şizofreni, psikiyatri genetiği gibi konular üzerinde uzmanlaşmış bir isim olan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi ve Ankara Üniversitesi Beyin Araştırmaları Merkezinde Araştırmacı olan Prof.Dr.Cem Atbaşoğlu ise ilk olarak erişkin ve çocukluk otizminin karşılaştırmasını yapıyor.

prof-dr-cem-atbasoglu

Prof.Dr.Cem ATBAŞOĞLU
“Erişkin otizmi çocukluk otizminden aslında temel özellikler bakımından farklı değil. Çocukluk otizmininin tanımında “toplumsal ilişkilerde güçlük, sözel olarak anlaşmada zorluk, lisan akıcılığında herhangi bir sorun olmasa bile sözel olarak anlaşmada yani dilin günlük hayatta pratik kullanımında zorluk ve bir başka özellik olarak ta yineleyici davranış örüntüsü gösterme yani belli davranışları tekrar tekrar gösterme ve davranış repertuarını kısıtlı tutma. Yani kapasitenin az olmasından daha farklı bir özellik olarak davranış repertuarının kısıtlı tutulması ve değişikliğe tahammülsüzlük gibi temel belirtiler vardır.”

Hem erişkinlerde hem de çocuklarda davranışlarda kısıtlılık, tekrarlayan hareketler ve sosyal konularda güçlüklerle beliren otizmin en belirgin özelliklerinden biri olan sosyal iletişim bozukluğu aslında kendini birçok şekilde gösteriyor.

 otizm-hastalik-degildir

Prof.Dr.Özgür ÖNER
“Göz teması kurmama olarak kendisini gösteriyor. Sosyal ilişki aramama, eğlenceyi paylaşmama, mesela sevdiği bir şeyi getirip göstermeme ve en önemlisi ortak dikkat kurmama olarak ortaya çıkıyor.  Ortak dikkat dediğimiz şeyi çok küçük bebeklerde (3-4 aylık bebeklerde) bile görebiliriz.  Bebeğin yüzüne baktığınız zaman bebek de sizin de yüzünüze bakar. Genellikle yüzünüzü veya gözünüzü takip eder. Veya elinizle bir hareket yaptığınızda oraya doğru yönelir.  1 yaşındaki tüm çocukların bunları yapması beklenir.”

Belli yaş gruplarındaki çocuklardan belli davranış biçimleri sergilemesi bekleniyor. Bu davranışları sergilememe ya da yanlış sergileme ise otizm ile ilgili önemli ipuçları veriyor.

Otizm de bir diğer önemli sorunsa konuşmayla ilgili. Bu kişilerin konuşmalarında sorunlar gözlemleniyor.

otizm-sosyal-iliski-bozuklugu

Prof.Dr.Cem ATBAŞOĞLU
“Bu gruptaki insanların lisan kullanımındaki bozuklukları daha hafiftir. Örneğin çoğu zaman erişkinlikte ilk defa tanıklanan vakalarda sözel akıcılıkta hiçbir zorluk yoktur. Hatta aralarında kelime hazinesi geniş olan kişilerde mevcuttur. Buna rağmen kimi zaman gündelik hayatta kendilerini ifade etmekte zorluk çektiklerini ve karşıdaki kişinin kendilerini anlamadığını hissettiklerini veya dertlerini anlatamadıklarını söylerler.”

Prof.Dr.Özgür ÖNER
“Önemli kısmı hiç konuşmuyorlar. Bazıları konuşuyorlar ancak kendilerine özgü bir dil kullanıyorlar. Bu dil içinde söylenenleri tekrar etme – siz bir kelime söylüyorsunuz çocuk onu tekrar ediyor. Yeni konuşmaya başlayan çocukların söylenenleri tekrar etmesi gayet normaldir. Ama bu gruptaki çocuklar sizin söylediğiniz bir kelime ve cümleyi 2 saat sonra tekrar ediyorlar. Bu normalde görülmeyen bir şeydir.”

Kelimeleri tekrar etme, zamir karıştırma, belli kelime kalıplarını uygunsuz yerlerde kullanma, sohbeti sürdürememe ve başlatamama, sosyal oyunlarda zorlanma, taklit yeteneğinden yoksun olma, basmakalıp hareketler ve kısıtlı ilgi alanı, cisimlerin tümüyle değil parçaları ile ilgilenme, alışkanlıkları değiştirmede zorluk, duygusal sorunlarda yaşanan farklılık otizmin tam kriterleri arasında yer alıyor. Peki, tüm bunların bireyde ortaya çıkışına ne sebep oluyor?

otizmin-belirtileri

Prof.Dr.Cem ATBAŞOĞLU
“Otizm davranışla, otizm spektrum ya da yaygın gelişimsel bozukluklarda davranışla tanımlanan özellikler olduğu için herhangi bir tanı testi yani otizm spektrum bozukluğu ve yaygın gelişimsel bozukluk tanı testi yoktur. O yüzden de kimilerinde sebep olan durumun bulunabileceği sendromların parçasıyla karşılaşabiliyoruz. Rutini düşünecek olursak vakaların yaklaşık %10 kadarında kolayca bulunabilecek sebepler olabiliyor.  Diğerlerinde sebebi bilmiyor olmak, orada bir şey olmadığını göstermiyor. Henüz sebebi kromozom düzeyinde ayırt edebilecek donanımda teknolojide olmadığımızı gösteriyor. Bu arada çevresel etmenlerin etkisi yok zannedilmesin. Çevresel etmenler otizme sebep olan genetik farklılıkların ortaya çıkmasında başlı başına önem taşıyor. Merkezi sinir sisteminin işleyişinin ta kendisi de gen ifadesini değiştirebiliyor. Yani karşılıklı bir etkileşim içinde oluyorlar.”

Gen-Çevre ilişkisinin etkili olduğu otizm de ilgili beyin bölgeleri acaba neler?

Prof.Dr.Özgür ÖNER
“Otizm de beyin gelişimi normaldekinden çok farklı çok atik bir beyin gelişimi oluyor. Özellikle 6-24 üncü aylar arasında bu çocukların önemli bir kısmında kafa çevresinin normalden geniş olduğunu görüyoruz. Yani beynin normalden büyük olduğunu görüyoruz. Beyindeki bu büyüklük yalnız devam etmiyor özellikle bazı beyin bölgelerinde ergenlikte ve yetişkinlikte tam tersine bu büyüklüğün bazılarında normale geldiğini bazılarında normalden de küçük olarak devam ettiğini görüyoruz. Otizmle ilgili beynin pek çok bölgesinde farklılıklar olduğunu belirtmekle beraber şu anda artık otizmin daha çok bağlantı bozukluğu olduğu üzerinde duruluyor. Bağlantı bozukluğu denince beynin iki yarım küresini birbirine bağlayan corpus callosum da incelme olduğu gösterilen bulgulardan bir tanesi. Yine frontal korteksle temporal korteks arasındaki bağlantılarda bir sorun olduğu söyleniyor. Bir diğer bulgu beyindeki iki uzak bölge arasında bağlantıların azaldığı ancak yakın bölgeler arasındaki bağlantıların arttığı yönünde. Yani bu bağlantılarla ilgili sorunlara baktığımız zaman küçük ölçekli bağlantıların artmış olabileceği, hücre sayısının artmış olabileceği, büyük ölçekte ise bağlantıların azalmış olabileceği üzerinde duruluyor.”

Peki, acaba tedaviye yönelik ya da bu sorunu ortadan kaldırmaya yönelik ne gibi çalışmalar yapılıyor?

Prof.Dr.Cem ATBAŞOĞLU
“Otizmle ilgili çalışmaların çoğu şu anda otizm oluşumunda etkili olan mekanizmalara yönelik ilaç geliştirme çalışmalarıdır. Davranış müdahalelerinin yanı sıra doğrudan otizmi tedavi edecek bir ilaç bulunabileceğini hiç zannetmiyorum. Çünkü otizm tıpkı şizofreni gibi karmaşık bir sendrom belirtilere yönelik olarak ancak çalışılabilir. Nitekim otizmde obsesyon benzeri olduğu için yineleyici davranışlar obsesyon,kompulsiyon tedavisinde kullanılan tedaviler yineleyici davranışlar üzerinde kısmen etkili olabiliyor. Depresyon, dikkat eksikliği, hiperaktivite, epilepsi gibi rahatsızlıkların hepsinin semptomatik yani belirtiye yönelik tedavileri var. Ama asıl olan her zaman için özellikle daha hafif vakalarda bilgilendirme, psikoterapi ve müdahaleyi esnek biçimde değiştirebilme birde dikkat eğitme çalışmaları gibi ek çalışmalar, bilişsel çalışmalar da işe yarıyor.”

Sosyal Medyada Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.