Beynin Sırları 18: Beyin ve Kapsam

İnsan Beyninin Müthiş Sırlarını çözmeye yönelik TRT’nin 39 Program olarak hazırlamış olduğu “Beynin Sırları” Programının 18. Bölümde; Prof.Dr.Banu Cangöz bizlere Beyin ve Kapsam ilişkisinin nasıl olduğunu ve Beynimizin öğrendiği bilgileri nasıl sınıflandırdığını anlatıyor.

Uyanık olduğumuz her saniye beynimiz hiç durmaksızın çevremizi tanıyor ve dünyamızı öğreniyor, hareket ve duyularımızı yönetiyor ve bizi biz yapan şeyleri belirliyor, benzer şeyler yaşıyor, farklı anlamlar çıkartıyoruz. Beyinlerimizin bu işleri ele alışı Beynin Sırlarını oluşturuyor.

Dış dünya ile sürekli iletişim halinde olan beynimiz her gün yeni bilgiler öğreniyor. Beynimiz öğrendiği bu bilgileri sınıflandırıyor. Çünkü içinde yaşadığımız evrendeki nesnelerin her birinin birbiriyle kapsam ilişkisi bulunuyor.

Bellek Süreçleri, Bilişsel Psikoloji, Bilişsel Nöropsikoloji ve Klinik Nöropsikoloji gibi konularda uzmanlaşmış bir isim olan Hacettepe Üniversitesi Psikoloji A.D. Öğretim Üyesi ve Ankara Üniversitesi Beyin Araştırmaları Merkezinde Araştırmacı olan Prof.Dr.Banu Cangöz’e göre; Beyin ve kapsam ilişkisini anlatmaya Kapsamı tanımlayarak başlıyor.

“Zihin, evrende bilinen en karmaşık aygıt olarak tanımlanıyor. Albert Einstein diyor ki “Kim olduğunuz ne bildiğinizle alakalıdır.” Demek ki insan zihni, bildiğimiz her şeyi dolayısıyla bizim kim olduğumuzu kapsıyor. Bu çok temel bir şey. Dolayısıyla “Kim olduğunuz ne bildiğinizle alakalıdır” Zihnimizin kapsamı ise ne bildiğimizdir.”

Kapsam ve Kapasite: Acaba bu kavramların sınırlarını bireyler mi belirliyor yoksa belirlenmiş olan sınırların yalnızca içlerini mi dolduruyor?

banu-cangoz

Prof.Dr.Banu Cangöz
“İkisi de diyebiliriz. Zihnimizin neyi ne kadar alacağı -bilinçli kapasitemiz sınırlı ama – bu bilinçli kapasiteyi kullana kullana diğer alanları da doldurma şansımız var ve teorik olarak bunun sınırsız olduğunu biliyoruz. Şimdi zihnin kapsamı konuşulurken çok önemli bir felsefi tartışma var ki bunu mutlaka aklımızın bir yerinde bulundurmak lazım. Beden ve zihin arasındaki problemi çözdüğümüz an zihnin kapsamını tam olarak anlamış olacağız. Ve beynin sırları da tam olarak çözülmüş olacak.”

Asıl önemli soru birbirine tamamen zıt olan beden ve zihin ilişkisinin nasıl olduğudur. Bu önemli sorunun yanıtı konumuz olan beynin kapsamını oluşturuyor. Bu ilişki beyin kapsamı hakkında bize bilgi verse de bu kez bu bilginin ne kadar gerçek olup olmadığı sorusu akla geliyor.

Prof.Dr.Banu Cangöz
“İnsan “-mış” gibi davranabilen bir canlıdır. Bu zihnin önemli bir özelliği yani zihin aldatabilir karşı tarafı. Yani anlıyormuş gibi, seviyormuş gibi, başarılıymış gibi.. Bunu yapabilme becerisi çok önemli bir beceri ve diğer canlı türlerinde yok. Bunun için zihnin kapasitesini belirlemekte hala ciddi sınırlılıklarımız var.”

Beynin kapsamı hakkında merak edilen bir başka önemli noktaysa beynin bilgileri nasıl ve ne şekilde sınıflandırdığıdır. Daha önce hiç görmediğimiz bir cismi acaba nasıl tanımlayabiliyoruz?

beyin-ve-kategorize-etme

Prof.Dr.Banu Cangöz
“Zihin bu sınıflandırmayı çok kabaca 3 kodlama biçimi ile yapıyor. Aslında tahminimizden çok basit bir şekilde yapıyor. Fiziksel kodlama yapıyor. Bazı dış dünyadaki olayları (yani frekanstı, parlaklıktı, şiddetti gibi özellikleri) sadece fiziksel özellikleri ile kodlayabiliyor. Bazılarını sadece sesten yani fonotik olarak kodluyor. Örneğin bazı çocuklar şiir ezberlerken sırf kafiyeye odaklanır, yani hiç anlamını bilmez. Duygusal bir şey mi, vatan milletle ilgili mi? Ama kafiyeye o kadar takılmıştır ki hatta bir yerde kalırsa tekrar toparlayamaz.  O seslerle kodlayabilir yani sadece ezberlemiştir.  Fizikselin biraz daha üstünde birde anlamsal kodlar o zaman ne anlama geldiğini bilir. Yeniden yapılandırma tamamlanmıştır. Eğer önceki öğrenmelerle istendiği gibi tamamlandıysa işte o tam istediğimiz türden bir kodlamadır. Biz bugün istiyoruz ki bilimsel ya da gündelik hayattaki kritik faaliyetlerimizde kişi zihnindeki bilgileri anlamsal düzeyde kodlamış olsun. Her bilgiyi anlamsal kodlamak zorunda değiliz. Bu ekonomik de değil.”

3 aşamalı sınıflandırmalarda kişi hangi işi yapacağına bağlı olarak zihnin hangi kapsamını kullanacağına karar veriyor. Ancak bunların çoğu önceki bilgilerle bağlantı kurularak yapılıyor. Peki kişi acaba daha önce görmediği bir şey gördüğünde onu nasıl ve ne şekilde sınıflandırıyor ya da isimlendiriyor?

Prof.Dr.Banu Cangöz
“İnsan zihninin şöyle bir özelliği var: Dış dünyayı zihnimizde temsil etme durumundayız. Zihnin bu becerisi var. Dış dünyanın bir kopyasını zihnimizde temsil ediyor. Bunu bilgisayarların masa üstünde küçük ikonlar vardır ya onlara benzetebilirsiniz. Bu tamamen benzetme amaçlı ama kedi, tavşan, sandalye, anne ikonu gibi düşünebilirsiniz. Yeni bir nesne geldiği zaman bunları tek tek şablonların üzerinden tarıyor. Benzeyenin üzerine overlap dediğimiz biliştiyse eğer aynısıyla bunun o olduğunu iddia ediyor. Dolayısiyle annenin hani o kedi değil tavşan uyarısı birkaç kez tekrarlandığında artık çocuk bu yeni nesneyi onunla eşleştirmeye başlayacaktır eğer bir duyusal ve algısal problem yoksa. Bu örüntü tanıma süreci. Bu teorik bir şey. .%100 ispatlanmış değil ama zihnimizde bazı şablonlar vardır. Yeni bir uyarıcı geldiğinde bu şablonlarla tek tek karşılaştırılır ama bu mini saniyeler düzeyinde çok hızlı olarak olur. Üstü üste geliyorsa bir şablon o nöral mekanizma aktif olur ve biz onu kedi, tavşan, anne olduğunu söyleyebiliriz.”

Peki bu sınıflandırmalar ve beynin kapsamı insanın yaşam süresinde nasıl dönemeçlerden geçiyor?

baby-education

Prof.Dr.Banu Cangöz
“Piaget bilişsel gelişim kuramcısı, çocukluktan başlayarak insanın bilişsel süreçlerini ne gibi bir değişiklik oluyor bunu dönemlere ayırarak incelemiş. Yaptığı bütün çalışmalar laboratuvar deneylerine dayanıyor. O zihni çocukluktan başlayıp yetişkinliğe kadar zihni anlamamızda bize çok büyük bir klavuz olmuştur.

Örneğin 0-2 yaş arası olan bebeklik döneminde dil hiç gelişmemiştir. Böyle bir dönemde bir çocuğun bilişsel kapsamı nedir? Yani zihninde ne olup bitiyordur bu yaşlarda?

Piaget’e göre 0-2 yaşındaki çocuklarda sanki hızlı giden bir trenden dış dünyayı görüyor gibi hisseder bu dönemde çocuk kendisini. Yani etrafta bir süre uyarıcı ve hareketler vardır. Ve çocuğun kontrolü dışında oluyor gibidir. Bu dönemde edinilebilecek en önemli bilişsel işlev nesnelerin devamlılığı denilen kavramdır. Çocuk bu dönemde bunu kazanmalı. 0-2 yaş arasında olması beklenir. 9.ay civarındaki ortalama bir çocukta görünür. Ama 2 yılı geçmemesi istenen bir durumdur.

brain-development

Nesnelerin devamlılığı şu demek; Nesne gözden kaybolsa bile var olmaya devam edeceğinin çocuk tarafından kavranmasıdır. Sadece çocuğun o dönemde bunu bilmesi yeterlidir. Peki bunu nasıl anlamış Piaget? 0-2 yaş arasındaki çocuğa soramazsınız. Şöyle bir deney yapıyor. Bebeğin ilgisini çekebilecek uyarıcılar var. (Anneler genellikle bilir) Onu çocuğun gözü önüne getirirsiniz.  Ona ulaşmaya çalışır, eliyle vesaire bir şekilde onu gördüğünü, algıladığını fark edersiniz. Çünkü ona yönelir. Onun üstünü çocuğun yine gözünün önünde bir bez parçasıyla kapatsanız, artık nesne ortada gözükmüyor. Beklentimiz şudur; Nesnelerin devamlılığı kazanıldıysa çocuk tarafından, mutlaka yönelmeye devam edecek, örtüyü çekmeye veya açılmasını sağlamaya çalışacaktır. Ama çocuk nesne üstü kapandıktan sonra hemen başka bir tarafa dönüyor, başka işlerle ilgileniyor, unutup gidip dikkatini başka tarafa yöneltiyorsa, 0-2 yaş arasındaki bu bebekte bu kavramın henüz gelişmediğini yani bilişsel gelişmişlik düzeyinin o döneme özgü koşulları sağlamadığını düşünürüz. Bu çok basit görevlerle bu kavramların gelişip gelişmediğine bakarız.”

Bilginin zamanında ve doğru bir şekilde öğrenilmesi ise sonraki öğrenmeler açısından büyük bir önem taşıyor. Zihnin oluşumu, gelişimi, kapsamının şekillenmesi ise kişinin yaşamının özeti ve klavuzu niteliği taşıyor.

Prof.Dr.Banu Cangöz
“Yani zihni bir şemsiye bir kavram gibi düşünmemiz lazım. Zihnin içinde duyum var, algı var, bellek var, zeka var. Zihin bunların hepsi. Ama beyin olmadan zihin diye bir şeydne söz edemeyiz. Beden Zihin ilişkisi o yüzden çok önemlidir.”

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir