Beynin Sırları 02: Depresyon ve Beyin

İnsan Beyninin Müthiş Sırlarını çözmeye yönelik TRT’nin 39 Program olarak hazırlamış olduğu “Beynin Sırları” Programının bu bölümde; Depresyonun Sebepleri, Beyin ve Depresyon arasındaki ilişki, Kadınlar depresyondan neden erkeklerden daha fazla etkileniyorlar? sorularını Prof.Dr.Zeki GÖKÇİL ve Doç.Dr.Emine Eren KOÇAK cevaplayacaklar.

Uyanık olduğumuz her saniye beynimiz hiç durmaksızın çevremizi tanıyor ve dünyamızı öğreniyor, hareket ve duyularımızı yönetiyor ve bizi biz yapan şeyleri belirliyor, benzer şeyler yaşıyor, farklı anlamlar çıkartıyoruz. Beyinlerimizin bu işleri ele alışı beynin sırlarını oluşturuyor.

Şu an önünüzdeki ekrandan bu yazıları okuyabiliyor ve nerde ne yaptığınızın farkındaysanız, beyninizin arka kısmının tepesinde bulunan ve bedeninizin hangi mekanda ne yaptığını söyleyen Paryetal lob doğru çalışıyor demektir.

The human brain
The human brain

Beynimiz nöron ve glial hücreler olmak üzere yaklaşık 1 trilyon hücreden oluşuyor. Beynimizdeki iletişim bu sinir hücreleri arasında oluşan elektriksel ve kimyasal sinyallerle gerçekleşiyor. Ancak bazen iletişim kopabiliyor.

Nöroloji Uzmanı ve Klinik Nörofizyoloji Uzmanı Prof.Dr.Zeki Gökçil hastalıkların başlangıç noktasında hücreler arası iletişimin bozulduğunu söylüyor.

zeki-gokcil

Prof.Dr.Zeki GÖKÇİL
“Biz bu hücrelerin olduğu bu bölüme “gri cevher” diyoruz. Aksonların, sinirlerin artık omiriliğe, kol ve bacaklara gittiğe yerlere de “beyaz cevher” diyoruz. İşte bu her bir nörondan milyonlarca hatta milyarlarca bilgi, bu aksonlar yoluyla gitmesi gereken hedef organa ulaştırılıyor. Burada miyelin dediğimiz elektriksel iletimi sağlayan bir yapı var. Bazı hastalıklarda bu miyelin bozulduğunda hastada buna bağlı bazı problemler ve rahatsızlıklar ortaya çıkıyor.”

Miyelin kılıfların zarar görmesi ile bir çok nörolojik hastalık meydana geliyor. Bu kronik fiziksel hastalık süreçleride kişinin çaresiz ve umutsuz hissetmesine ve ciddi psikolojik sorunların ortaya çıkmasına sebep oluyor.

Ancak psikiyatrik ve psikolojik sorunlar yalnızca nörolojik bir hastalığa tepki olarak oluşmuyor.

Hacettepe Üniversitesi Nörolojik Bilimler ve Psikiyatri Ensititüsünde Psikiyatri Uzmanı olan Doç.Dr. Emine Eren Koçak’a göre Psikiyatrik ve Psikolojik hastalıklar başlı başına beyin hastalıkları.

depression illustration - visible anatomy
depression illustration – visible anatomy

Doç.Dr. Emine Eren Koçak
“Bence psikiyatrik hastalıkların hepsi beyin hastalıklarıdır. Depresyonu, zayıflık, güçsüzlük, ben baş edemiyorum bu yaşam stresleri ile diye düşündükleri için aslında tedavi almayı aklına bile getirmeyen insanlar var. Tabi bu toplumsal damgalama ile de gidiyor. Depresyona girdiysen bu bir kişilik zaafını gösterir diye. Aslında artık öyle olmadığını çok iyi biliyoruz. Yaptığımız çalışmalar bize gösteriyor ki bu beyinin en az nörolojik hastalıklar kadar beyinin ciddi bir hastalığı.”

Hayattan zevk almama, elem, keder, uyku bozukluğu, iştah bozukluğu, yorgunluk, enerji azalması, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerle ortaya çıkan depresyonda kişilerin beyinlerinde serotonin, noradrenalin, dopamin gibi kimyasal iletilerin azaldığı bugün bilimsel olarak biliniyor.

emine-eren-kocak

Beyne dışardan baktığımızda, bu şaşırtıcı nesnenin sadece iki yarıdan oluşmadığını görürüz. Depresyon beyinde bir alan olarak görünmek istendiğinde ise bilimsel çalışmalar beynin ön kısmında bulunan frontal lob’u işaret ediyor. Hayata anlam yüklediğimiz bir alan olarak da anılan frontal lobta bulunan nöronların etkisinin depresyon hastası kişilerin beyinlerinde düşük olduğu biliniyor ve bilim insanları bu alanda çalışmalarına devam ediyor.

Doç.Dr. Emine Eren Koçak
“Aslında artık elimizde çok araç var bununla ilişkili. İnsanlarda yapılan çalışmalar var. Çok basit düzeyde kanda bazı şeylere bakılabiliyor. Henüz tanısal şeyi olmayan, bizi bu hastaları sağlıklı bireylerden farklı olduğunu gösteren bazı şeyler var. Ama çok ölüm ardı çalışmalar, depresyonla ölen bireylerin, başka nedenlerle ölen insanların beyinleri ölüm sonrası karşılaştırıldığında farklılıklar ortaya çıkıyor. Veya insanlarda görüntüleme çalışmaları, gene bu insanların beyinlerinin yapısal olarak ve aktivite olarak sağlıklı insanlardan farklı olduğunu gösterebiliyor.”

“Onun dışında genetik çalışmalar bir genetik yatkınlık olabileceğini işaret ediyor. Çünkü ailede yüklülük olan, ailesinde çok depresyon hastası olan bireylerde görülme olasılığı normal toplumda görülme olasılığına göre çok daha yüksek. Stres hep depresyonla ilişkilendirilen bir şey. Özellikle ilk depresyon atağı için kişinin ağır stres koşullarında olması tetikleyici olabiliyor. Tüm bu çalışmaların hepsi aslında bize depresyonun sağlıklı bireylerden tamamen farklı bir beyin morfolojisine, aktivitesine ve kimyasal düzenine sahip olduğunu gösteriyor.”

Genetik faktörler ve stres depresyonu tetikleyici unsurların başında geliyor. Bu konuda diğer bir unsursa cinsiyetler olabiliyor. Kadın ve erkeklerin depresyona yatkınlık dereceleri farklılıklar gösteriyor.

stres-kadin

Prof.Dr.Zeki GÖKÇİL
“Kadın erkek konusunda; kadın beyinlerinin daha girift daha detaycı çalıştığını söyleyebiliriz. Zaten öyle değil midir? Toplumda genelde erkekler daha basit düşünüp yaşarken, kadınlar daha detaylarla ilgilenirler. Belki de bazen bu açıdan kadınlar iş hayatında daha da başarılı olabilirler ama sosyal hayatlarında ya da evlilik yaşamlarında bu girift ince düşünme nedeni bazen sorunlar yaşayabilirler. Fonksiyonel olarak gerçekten detaylara çok takılırsa beyin, çok girift konularla uğraşırsa, beyin çok dinlenmediği için bası rahatsızlıklar oluşacaktır. Mesela kadınlarda uyku bozuklukları daha sık görünüyor. Gerilim tipi dediğimiz baş ağrıları yine kadınlarda daha fazla görünen bir durum. Yani erkeklerde daha az. Migrenin de kadınlarda görülme sıklılığı daha yüksek ama benim dediğim daha çok böyle stres, gerginlik, bunların yol açtığı baş ağrıları kadınlarda daha çok görülüyor. Kadınların biraz daha mükemmeliyetçi olduklarını söyleyebiliriz erkeklere göre. Mükemmeliyetçi olmak bazen psikolojik açıdan beyni zorlayan bir yapı.”

Doç.Dr. Emine Eren Koçak
Kadınlar nerdeyse erkeklerin iki katı kadar daha çok etkileniyor depresyondan. Nedenleri aslında onlarla da ilgili. Bir tabi östorojen hormonal olarak inişler çıkışlar hormonal düzeyde daha fazla. Dolayısiyle bunun etkilediğini öne sürenler var. Yahutta aslında kadınlardan beklenen sosyal sorumlulukların stresin biraz daha fazla olmasının bunda etken olabileceğini ya da iki faktöründe neden oluyor olabileceğini iddia edenler var. Ama henüz bu sorunun yanıtını tam olarak bilmiyoruz.”

depresyonlu-beyin

Bu konuda varsayımlar olsada depresyonun neden kadınları daha çok seven bir hastalık olduğunun kesin sebebi henüz bilinmiyor.

Beyin ve depresyon ilişkisinde bilinmezlikler bunlarla sınırılı kalmıyor ve bu alanda bilim insanlarının yanıtını bulmak istediği bir çok soru bulunuyor.

Doç.Dr. Emine Eren Koçak
“Depresyonun niye olduğunu ve başladıktan sonra beyinde nasıl bir süreç işlediğini, yol açan etmenleri net olarak bilebilirsek tedavi için büyük bir yol katetmiş oluruz. Çünkü şu an tedavide bize yol gösterici şeyler hala ikincil şeyler. Belli bir yerde tıkanmışlığa varıyoruz. Yeni hedeflere ihtiyacımız var. Eğer depresyona neden olan durumları ya da yapısal değişiklikleri, proteinleri saptayabilirsek o zaman onları tedavide hedef alarak belki de tam bir iyileşme hali sağlabiliriz. Tabiki temel hedef bu.”

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir