Beynin Sırları 21: Unutkanlık ve Hatırlama

Zaman hızla ilerliyor. Dünya her gün kalabalıklaşıyor. Teknoloji gelişiyor ve şehirler kalabalıklaşıyor. Yaşam, gün geçtikçe hızlanır ve zorlaşırken insanlarsa tüm bu hıza yetişmeye çalışıyor. Radyo, internet, televizyon derken sürekli bilgi akışının yaşandığı gün içerisinde beyin tüm bu dış uyaranlara cevaplar üretmeye çalışıyor. Bu bilgilerin ve cevapların kimi kalıcı kimi ise kalıcı olmuyor. İnsan hatırlıyor ya da unutuyor. Peki, neden ve nasıl?

gunumuzde-asiri-bilgi

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr.Erguvan Tuğba Özel Kızıl unutma ve hatırlama konusunda ilk olarak bellek ve kapasite süreçlerinden bahsediyor:

“Belleğin kapasitesi ebetteki sınırlı yani sınırları yoktur diyemeyiz. Belli hatırlama sınırımız var, belleğimizin belli bir sınırı var, dikkatimizin belli bir sınırı var. Ancak yenilenebiliyor bunlar. Yani eski bilgiler bir şekilde yavaş yavaş ayıklanıp, yeni bilgiler geldiğinde biz aslında kapasitemizi biraz daha ölçülü ve sağlıklı kullanmaya çalışıyoruz.”

Özel çalışma alanlarından biri Alzaymır olan ve bu konuda uzmanlaşmış bir isim olan Doç.Dr.Ayşe Bingöl ister unutmanın isterse hatırlama olayının beyinde gerçekleşmesi için belli şartların yerine gelmesi gerektiğini vurguluyor.

“Bellek işlevinin anlam kazanabilmesi için öncelikle dikkatin çok sağlam olması gerekiyor. Bunun üstüne çok daha üst düzey bir işlev olan öğrenme işlevi geliyor. Ancak öğrendiğin bir şeyi ya da belleğine koyduğun bir şeyi unutabilirsin. Eğer bir bilgi belleğine gitmemişse zaten o yoktur, onu unutman ya da sonradan hatırlamaya çalışıpta hatırlaman diye bir şey söz konusu olamaz.”

Doç.Dr.Erguvan Tuğba Özel Kızıl
“Kişi bazen hatırlamak istemediği şeyleri de unutuyormuş gibi davranabilir. Sürekli aklına getirmeyip zihninde canlandırmayabilir. Bunu unutkanlık olarak değerlendirmemek gerekir.”

forgetful-woman

Doç.Dr.Ayşe Bingöl
“Her şeyi hatırlamamız gerekir mi? O kadar çok bilgiye maruz kalıyoruz ki, bunların tamamını hatırlıyor olmak aslında beyin için gerçekten çok ciddi bir yük olurdu. Bu açıdan birçok şeyin unutuluyor olması aslında sistemin en verimli çalışma şekli. Muhatap olduğu ya da maruz kaldığı birçok şeyi unutmayan normalden çok daha iyi hatırlayan kişiler var. Ama birde bunun çok daha patolojik olan yani milyarda bir görülen bir durum olan gördüğü ya da duyduğu hiç bir şeyi unutmayanlar var. Ama genelde bu şekilde milyarda bir olan bu kişiler başka zihinsel işlevler açısından son derece yetersiz kişiler oluyorlar.”

rain-man

Her şeyi hatırlamak sanıldığı kadar iyi, bir şeyleri unutmaksa sanıldığı kadar kötü değil. Ancak hatırlama ya da unutma seçimi bazen biz farkında olmadan da şekillenebiliyor. Bazı şeyler unutulmuyor. Bunun temelinde ise yaşamın ta kendisi yatıyor.

Doç.Dr.Ayşe Bingöl
“Bir şeyi duygusal olarak özellikle de olumsuz duygu olarak ne kadar sizin için çarpıcıysa o kadar zor unutuyorsunuz. Bunun hayatta kalmakla bir bağlantısının olabileceğini düşünüyorum. Çünkü kötü şeylerden ders almazsanız hayatta kalma olasılığınız düşer. O yüzden belki de böyle doğal bir mekanizmayla kötü olayları daha kolay hatırlıyorsunuz ve daha zor unutuyorsunuz.”

Yaşamın devamı için sürekli çalışan beyin hatırlama ve unutma söz konusu olduğunda acaba hangi bölgeleri ile sorumlu oluyor?

Doç.Dr.Erguvan Tuğba Özel Kızıl
“Aslında beynin işlevleri için bütün olarak şöyle bir şey söyleyebiliriz: Beyinde tek bir bölge tek bir işlevden sorumlu değildir. Bugünkü bilgilerimizle bunu biliyoruz. Belki bundan yüz yıl önce bunu bilmiyorduk. Her bölgeyi farklı bir işlevle eşleştiriyorduk. Ama şimdi biliyoruz ki; beyin aslında bir ağlar bütünü. Bu ağlar bütünü olan beynin her bölgesi birbiri ile ilişkili olarak çalışıyor. Bellek içinde dolayısıyla tek bir bölgeden bahsetmek çok doğru olmaz. Çünkü farklı bellek çeşitleri de var örneğin. Ancak yaşanılan olaylara ilişkin olarak yakın bellek için söz konusu olan beyin bölgesi temporal lobun medial yani beynin orta bölümleri olarak adlandırılır ve özellikle hipokampus dediğimiz yapılardır.”

beyin-aglari

İlgili beyin bölgelerinin sağlıklı çalışmaması ve hasar görmüş olması çeşitli sorunlara sebep olabilirken, unutma ve hatırlama sorunlarının birçok nedeni olabiliyor.

Doç.Dr.Ayşe Bingöl
“Unutkanlığın tabi birçok nedeni var. Öncelikli olarak dikkatiniz eğer bozuksa kaçınılmaz olarak unutkansınızdır. Dikkatiniz bozuk yada yetersiz değil ama çok bölünüyorsanız, sürekli birileri araya giriyor bir şeyler araya giriyorsa gene unutmanız kaçınılmazdır. Bu sizin içinizde bulunduğunuz çalışma ya da yaşam şartları ile ilgili olan bir durumdur. Ama bunun böyle olduğunu fark etmeyip de kendi üzerinize alınırsanız “Ben mi yetersizim” gibi,  sonuçta bu sizin kendinizi değersiz, yetersiz hissetmenize ve hatta depresyona kadar gider. Yani o yüzden sınırlarını bilmek ve kabul etmek çok önemli bir şeydir.

“Depresyon başlı başına bir unutkanlık nedenidir. Çünkü dikkati ve belleği etkileyen bir şeydir. Depresyon dışında bazı vitamin eksiklikleri, bazı hormon eksiklikleri unutkanlık yapabiliyor. Ve tabii ki günümüzün hastalığı Alzaymır hastalığı unutkanlık yapabiliyor ama unutkanlığın bir çok nedeni var. Bu nedenler yaş gruplarına göre çok farklılık gösteriyor.”

Doç.Dr.Erguvan Tuğba Özel Kızıl
“Ancak her yaşlı unutkan olacak ya da her yaşlının bunaması olacak diye bir şey yok. 90’larına vardığı halde zihni çok berrak olan insanlar var kesinlikle. Birçok faktör bunu etkiliyor. Bunlardan en önemlisi eğitim. Yüksek eğitimli olan kişilerin beyin kapasiteleri çok daha güçlü oluyor ve dolayısıyla bir hasar olsa dahi, bu o kişilerin günlük yaşantılarını etkilemiyor. Eğitimin dışında çevresel birçok faktörler var. Bunlar içerisinde de daha çok kişinin damarsal faktörleri çok önemli. Bu damarsal faktörlerden yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği bütün bunlar beyinin normal işleyişini bozan faktörler olarak ortaya çıkıyor.”

Doç.Dr.Erguvan Tuğba Özel Kızıl kimdir?
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2000 yılında mezun olmuştur. Tıpta uzmanlık eğitimini Ankara Üniversitesi   Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda 2005 yılında tamamlamıştır.  2005-2011 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzman doktor olarak görev yapmıştır. Halen  aynı bölümde doçent doktor olarak görevine devam etmektedir. 
İlgi alanları Nöropsikiyatri ve Geriyatrik Psikiyatri (Yaşlılık Psikiyatrisi))’dir. Şizofreni, bipolar bozukluk, sosyal fobi, depresyon, demans (bunama), Alzheimer Hastalığı ve yaşlılık çağı psikiyatrik bozuklukları ile ilgili çok sayıda yerli ve yabancı yayını bulunmaktadır.

Türkiye Psikiyatri Derneği ve Türkiye Alzheimer Derneği’nde aktif olarak toplumsal çalışmalarını sürdürmektedir. Evli ve bir çocuk annesidir.

Bunları da sevebilirsiniz

Beynin Sırları 21: Unutkanlık ve Hatırlama” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir