Beynin Sırları 32: Epilepsi

Belli bir süre ile sınırlı, bilinç, davranış, duygu, hareket veya algılama fonksiyonlarına ilişkin bozuklukların görüldüğü bir hastalık.  Beyin hücrelerinin normal işlevlerini yapamadığı, halk arasında SARA olarak bilinen EPİLEPSİ neden ve kimlerde ortaya çıkıyor? Tedavi edilebiliyor mu? Bu hastalığa acaba neler sebep oluyor?

Özel çalışmaları arasında Termoregülasyon farmakolojisi, Prostaglandinler ve Nöronal fonksiyon gibi konular olan ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Ankara Üniversitesi Beyin Araştırmaları Merkezinde Araştırmacı olan Prof.Dr.Eyüp AKARSU Epilepsi’nin tanımını şu şekilde yapmaktadır:

“Epilepsi bir hastalık olarak klinik anlamda söz ettiğimizde şu canlanmalı aklımızda; Ani olarak gelen kısa süren ama bu kısa süren ataklar sırasında genellikle bilinç kaybıyla seyreden kronik bir hastalıktır.”

Epilepsi nöbetlerinin kısa sürmesine rağmen çok çeşitli nörolojik belirtiler vermesi ve bunların yanı sıra bilinç kaybının da seyretmesi sebebi ile bu hastalığı yaşayan bireylerin sosyal ve iş yaşamları kolay geçmiyor. Peki hastalık neden aynı seyirde geçmiyor ya da aynı şekilde gözlemlenmiyor?

Prof.Dr.Eyüp AKARSU
“Birden fazla epilepsi olduğunu görüyoruz. Yani aslında epilepsiler var. Epileptik nöbetlerin de eşlik ettiği çeşitli epileptik sendromlardan bahsediyoruz aslında. 40 civarında epileptik sendrom tanımlanmış ama bunların hepsinde olan ortak olan özellik bireyde ani ve önceden tahmin edilemeyen bir nöbetle seyrediyor olmasıdır.”

Epilepsi nöbeti geçirdiği düşünülen bir bireyin hangi tür epilepsi nöbeti geçirdiğinin anlaşılması ve doğru yaklaşım seçilecek ilaç tedavisi için büyük bir önem taşıyor. Peki, hangi tür epilepsi olduğu acaba nasıl anlaşılıyor?

Prof.Dr.Eyüp AKARSU
“Tabi nöropsikiyatrik hastalıklarla ilgili olarak en sıklıkla karşılaştığımız sorun, olay sırasında beyinde ne olup bittiğini direk olarak göremememizdir. Çünkü bunlar çok hızlı olan olaylardır. Beyin çok iyi korunan bir organdır. Beyinde ne olup bittiği konusunda da genellikle bir fikrimiz olmuyor. Burada epilepsi tanısı ile ilgili olarak ya da epilepsinin tipinin belirlenmesi olduğu ile ilgili olarak bir avantajımız var. Beynin elektriksel aktivitesini kaydetmemiz mümkündür. Buna elektroensefalogram (EEG) diyoruz. Bu EEG’yi eğer birey nöbet geçirmekteyken çekersek, oradaki elektriksel aktivite değişikliklerini görmek suretiyle epilepsinin ne olduğunu ortaya çıkarabiliyoruz.”

Epileptik nöbetler sırasında nöronların aşırı şekilde uyarılması sonucunda artmış aktivite görünmesi acaba beyinde ne gibi değişimler yaratıyor?

Prof.Dr.Eyüp AKARSU
“Buradaki sinir hücrelerinin (nöronlar) normalde elektriksel aktivite şeklinde birbirleri ile iletişimlerini sürdürürken epileptik hastalarda bu nöronlardan bir kaçı senkron (eş zamanlı) olarak normal dışı aktivitede bulunmaya başlıyorlar. Bu belirli bir bölgede oluşan normal dışı aktivite fazlalığına focus yani odak diyoruz. Epileptik bir hastalığında beyin korteksinde bir focus tan söz ediyoruz. Bu fokus den kaynaklanan normal dışı nöranal aktivite deşarjlar sebebi ile kişide hastalığın belirtileri ortaya çıkmış oluyor.”

Epilepsi hastalığında temel problem beynin korteks bölgesindeki nöronların anormal ya da normal dışı bir takım deşarj aktiviteleri kazanıyor olmasıdır. Peki, bu aktiviteler ve değişimler epilepsi olan bireylerde kalıcı bir hal mi alıyor?

Prof.Dr.Eyüp AKARSU
“Bu anormal aktivite geçicidir. Yani hasta nöbet geçirdiği süre içerisinde birkaç on saniye bu aşamada ancak bu anormal aktiviteyi görebiliyorsunuz EEG’de. Nöbet geçtikten sonra eğer EEG’yi çekerseniz, beyinde kortekste hatta o bölgesinde  hiçbir değişik, anormal, normal dışı EEG aktivitesi göremiyorsunuz.

Kriz dışında beyinde EEG yöntemi dışında epilepsi hastalığının tanısını koymak bu noktada zorlaşıyor. Zorda olsa tanısı koyulabilen epilepsi hastaları içinde başka bir süreç başlıyor.

Prof.Dr.Eyüp AKARSU
“Tanıyı da doğru koyarsak ne yapıyoruz? Bu tür hastaların tedavisinde ilaç kullanıyoruz. Bu amaçla kullandığımız ilaçlara da antiepileptik ilaçlar diyoruz.”

Antiepileptik ilaçlarsa oluşması ve iyileşmesi üzerine değil de, oluşan hastalığın baskılanması bir tedavi yaklaşımını benimsiyor. Krizlerin önlenmesini sağlayan bu ilaçlarınsa hastalığın seyrinde düzenli kullanımı büyük önem taşıyor. Peki, nöbetler sırasında nöronların aşırı şekilde uyarılması sonucunda artmış aktivite görüldüğü epilepsi hastalığında, nöronların bu şekilde bir aktivite artışı yaşamasının temelinde acaba neler yatıyor? Bu hastalığa ne sebep oluyor?

Prof.Dr.Eyüp AKARSU
“Beyin kimyası üzerinden bu epileptik oluşumu (nöbet oluşumunu) açıklamaya çalışırsak, bilindiği gibi beyin hücresi (nöronlar) birbirleri ile haberleşirken çeşitli kimyasal maddeler kullanıyorlar. Bunlara sinirsel aracı ya da nörotransmitler diyoruz. Bu nöronların aktivitesini bir sonraki nörona aktiviteyi aktaran kimyasal maddelerin bazen genel özellikleri olabiliyor. Baskılayıcı özelliğe sahip olabildiği gibi nöronal aktiviteyi arttırıcı özelliğe de sahip olabiliyor. Böylece nöronal aktiviteyi baskılayıcı yönde çalışan nöronlarda (sinir hücrelerinde) bir problem olduğunu düşündürüyor bize. Vücutlarımızda bulunan bir amino asit olan ve beynimizde dopamin salınmasına neden olan GABA (Gamma-aminobütirik asit) aracılığı mekanizmaların bozulmuş olduğunu düşünüyoruz. Neden? Çünkü bu tür bireylerde ilaçla bu GABA aktivitesini arttırabilirsek çok başarılı bir antiepileptik bir tedavi yapabilmiş oluyoruz. Dolayısıyla bu beynin noronal aktiviteyi baskılayıcı sistemlerinde bir bozukluk olma ihtimalini epilepsinin nedenlerinden biri olarak sıralayabiliriz.”

Bu hastalığın tanısı, teşhisi, ilaçların etkinliği ve bilim dünyasının bu hastalıkla ilgili yürüttüğü çalışmalar acaba neler?

Prof.Dr.Eyüp AKARSU
“Bu şekilde ilaç geliştirerek oluşan fokusden gelişen anormal aktiviteyi ve bu aktivitenin dağılımını baskılamak stratejisi üzerine ilaç geliştirme aşamaları belirli bir sınıra ulaşmış durumdadır. Evet nedenini bilemiyoruz. Ama mutlaka daha önceden oluşmuş bir olay daha sonradan epilepsinin gelişimine neden oluyor. Bunu biliyoruz. İşte bunu bulmak zorundayız.  Beynin bu kortikal bölgesi ne tür etkiler altında epileptik nöbet geliştirecek? Fokus geliştirecek bir özellik kazanıyor? Bunu bulursak eğer, o tür uyarılara karşı beynin maruz kalması sırasında ne yapmamız gerektiğini bilebiliriz. Ama bu tamamen yeni farklı bir yaklaşım. Yani antiepileptik ilaç değil anti-epileptik dögenez üzerinde durmalıyız. Yani epilepsiyi oluşturan mekanizmaları açığa çıkarıp, bunlar üzerinden bir yaklaşımla epilepsiyi çözmemiz gerekiyor.”

Bunları da sevebilirsiniz

Beynin Sırları 32: Epilepsi” için 7 yorum

  1. Tedavisi olmayan bir hastalık.
    Sara hastalığının biraz daha hafif geçirilmesi için ilaç kullanılır dozu bünyeye göre değişir.
    Genelde yaz aylarında sıklıkla olur bu hastalığa sahip olan kişinin yaz kış sıcaktan mümkün olduğunca uzak durması gerek.
    Bilinen göre genetik bir hastalık ki travma sonrasında yaşanıyor.
    Ölümcül değildir fakat zamanla kişinin yaşam hücrelerini zayıflatiyor kaslarını kullanılmayacak hale getiriyor…tek çözüm düzenli ilaç kullanımıdir kişi bununla yaşamayı öğrenmek zorundadır.
    18 sene bu hastalığı taşıyan bir gence bakıcılik yaptım oradan biliyorum yani tecrübem oradan.

  2. Bir çok çeşidi varmış bir göz dalmasıyla bile krizi atlatan olabiliyormuş, genellikle beyne kan gidişinin kesintiye uğraması sonrası oluşuyor doğum anında olabiliyor, sonradan uzun süren baygınlıklar sonrası yada darbe aldıktan sonra şayet canı yanıp hemen ağlamazsa o durduğu sürenin uzunluğuna göre sara oluyor şayet uzun sürerse bu etkiler zekayıda etkiliyor enderde olsa maalesef fakat çok duymuşuzdur Napolyon ve bir sürü belirli yerlerdeki insanlarda bu hastalık varmış ilaçla tedavi ömür boyu sürüyor bazen genç kız olunduğunda bayılmalar azalıyor bittiği bile gözlenmiş her bayılmada beyinde bir hücre ölüyor denir ama yerine yenisi oluşuyor tıp eskiden yok diyordu ama şimdi yenilendiğini ispatlamışlar..menenjitte ise baygınlığın uzun sürmesi nedeniyle beyin elektriğinde duruma göre çok farklı şeyler oluyor kalıcı zeka engelli yada normal üzeri zeka sahibi olabiliyor kişi bu hastalığın sebebi ise yine yaa sert bir darbe yada çok ateş oluyor…Allah olmayanları korusun olanlara kalıcı şifa versin inşAllah…aaa en önemlisi ilaç dozunun belli zamanlarda doktor kontrolünde olması gerekiyor çünkü yan etkileri başta böbrek olmak üzere çok fazla bizim huyumuzdur hasta yerle ilgilenir sağlam sandıklarımıza bakmayız o yüzden genç ölümler çok olmuş zamanında sebep ise böbrek yetmezliği vb şeyler yoksa Sara ölümcül değil…

    1. Korkulacak bişey yok aslinda sadece dikkat gerektiren bişey tedavi aksatilmamali kontrol altına alınabilir bi hastalık o kadar da korkutucu değil.

      1. Korkutucu olmadığını bende biliyorum benim oğlum epilepsi hastası düzenli uyku düzenli yemek stersten uzak durmak gerk magles benim oğlum sabaha kadar oturuyor anlatamıyorum kendisine

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir