Beynin Sırları 34: Rüyalar ve Beyin

Yaşantımızın 1/3’ünü uykuda geçiriyoruz. Uykuda olduğumuz zamanların bir kısmı ise rüyada. Biyolojik içeriği, işleyişi ve maksatları tümüyle anlaşılamayan rüyalar hakkında daha fazla şey öğrenme zamanı.

Özel ilgi alanları arasında Nörobilim Bilişsel Davranışçı Terapi, Cinsel Travma Grup Terapisi gibi konular olan, 2005-2015 yıllarında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyeliği yapan ve şu an NP İstanbul Nöropsikiyatri Hastanesinde Psikiyatri Uzmanı olarak görev yapan Prof.Dr. Aslıhan Dönmez’e göre  Rüyalar;

“Rüya uyku sırasında ortaya çıkan zihinsel aktivitelerin bir ürünüdür. Uykunun iki evresi vardır.  REM dediğimiz (Rapid Eye Movements) Hızlı Göz Hareketlerinin olduğu evre. Bu evrede uyandırılan insanların %80’i rüya gördüklerini söylemektedirler. Dolayısıyla rüyanın REM dönemi ile ilişkili olduğunu söylüyoruz. Birde uykunun NON-REM dönemi vardır.  REM döneminde ortaya çıkan bir beyin aktivitesi sonucunda rüyaları görüyoruz.”

Uyku ile uyanıklık, uyku ile rüya arasındaki bu dönemde beyinde nasıl farklılıklar yaşanıyor?

Prof.Dr. Aslıhan Dönmez
“Bu dönem aslında uyanıklık dönemine çok benziyor beyin aktivitesi açısından. Aynı beyin dalgalarını bu dönemde de görüyoruz elektro fizyolojik olarak. Fakat REM döneminin uyanıklıktan bazı önemli farklılıkları var. En önemli farkı kas dokusunun olmaması yani kaslarımızın gevşek durumda olmasıdır.”

Rüyalarımız sırasında kaslarımız tamamen gevşek durumda bulunuyor. Eğer böyle olmasaydı rüyalarımızı davranışlarımıza dökebilirdik. REM Döneminin uyanıklıktan bir önemli farkı ise beynin dış kabuğu korteksin uyanıklığa göre daha az aktif olması.

Prof.Dr. Aslıhan Dönmez
“Daha aktif olan bölgeler ise biraz daha alt beyin bölgeleri özellikle limbik sistem dediğimiz duygularla emosyonlarla ilgili olan bölge. Dolayısıyla aslında bu da bize neden rüyaların duygusal içeriğinin yoğun olduğunu anlatıyor. Aynı zamanda beyinde korteksin bu ön kısmı prefrontal korteks dediğimiz kısım mantıksal düşüncenin olduğu kısımdır. Rüyalarda bu bölüm devre dışı kalıyor. Dolayısıyla bu da neden bazı rüyalarımızın oldukça mantıksız olduğunu bize anlatabiliyor.

Peki, en temelde merak edilen soru: Neden rüya görüyoruz?

Prof.Dr. Aslıhan Dönmez
“Aslında bu işlev tam olarak nörobilim tarafından anlaşılmış diyemeyiz. Fakat bu konuda oldukça sağlam bir görüş var. Bu da rüya görürken REM döneminde genel olarak uykuda beynin öğrenme ve bellek işlevlerini çalıştığı konusudur.  Çocuklardaki REM döneminin erişkinlere göre daha fazla olma sebebinin,  çocukların beyin gelişimlerinin devam etmesi öne sürülebilir. Çünkü biz yaşlandıkça rüya görme olasılığımızda azalıyor. Demek ki rüyalar beynin öğrendiği, belleğin sağlamlaştığı döneme olan çocukluk dönemlerimize denk geliyor. Bu rüyaların bizim öğrenme sürecimize katkısı olduğunun önemli bir göstergesi.”

Rüyaların öğrenme üzerindeki etkisinin yanı sıra öğrenme dışında neden rüya gördüğümüz konusunda elbette farklı görüşler de var.

Prof.Dr. Aslıhan Dönmez
“Psikanalitik kuramın kurucusu Sigmund Freud, rüyaların aslında bilinçdışımızın bir yansıması olduğunu ve bizim bilincimize çıkamayan bilinçdışımızda bulunan bir takım isteklerin ve dürtülerin dolaylı olarak ta olsa doyurulmasıdır diyor.”

Sigmund Freud rüyaları bilinç dışımızın bir yansıması olarak tanımlarken bu noktada bilinçli rüya olabilir mi sorusu akla geliyor.

Prof.Dr. Aslıhan Dönmez
“Lucid Rüyaya Bilinçli rüyada deniyor. Kişinin rüyada olduğunun farkında olması halidir denilebilir. Hatta bu kişiler rüya içinde bile rüya görebiliyorlar. En önemli özellikleri rüyalarını yönlendirebiliyorlar. Çevreyi değiştirebiliyorlar. İstedikleri kişileri katabiliyorlar. Rüyanın yönünü değiştirebiliyorlar. Bir nevi istedikleri rüyaları görebiliyorlar. “

Bilinçli rüyalar daha çok sabaha karşı ve uyanıklığa yakın dönemde ortaya çıkıyor. Bilinçli rüyalar görülürken beyinde uyanıklık dönemine göre farklılıklar görülebiliyor.

Prof.Dr. Aslıhan Dönmez
Rüya görülürken devre dışı kalması gereken prefontal korteksin bu bilinçli rüyalar sırasında tam olarak devre dışı kalmadığını bu da bizim neden bu rüyaların mantıklı özelliğinin olduğunu açıklıyor.

Bellek süreçlerinin yavaşladığı ileri yaşlarda rüya görmek seyrekleşiyor. Peki, bellek sorunu yaşayan kişiler rüya görebilir mi? Bu rüyaları gerçekten hatırlayabilir mi?

Prof.Dr. Aslıhan Dönmez
“Hatırlayamadıkları için bunu net olarak söyleyemiyoruz. REM döneminde (bunu elektro fizyolojik kayıtlarda görebiliyoruz)  kişileri uyandırarak REM dönemine girmesine engel olursak, bu kişilerin belleklerinde bir süre sonra belirgin bir bozulma başlayabiliyor. REM’ı engellediğimiz zaman aslında öğrenme sürecide biraz engellenmiş oluyor.”

Bilinç dışı ve bilinçli rüyalardan bahsederken rüyalarımızın günlük yaşantımızla olan bağı ve nedenli gerçekliği yaşattığı sorusu akla geliyor.

Prof.Dr. Aslıhan Dönmez
“Bu konuda bize en güzel yanıtı yine aslında Freud veriyor. Rüyanın 3 içerikten oluştuğunu söylüyor. Bunun ilki günden kalanlar dediğimiz, gün içinde rastladığımız bir kişi pek dikkatimizi de çekmemiz olabilir göz ucuyla görmüş olabiliriz ama o kişiyi rüyamızda görebiliyoruz. Gün içinde yaşadığımız olaylar rüyamıza yansıyor.” 

“İkinci rüya içeriği dış uyaranlardan oluşuyor. Yani uyku sırasında aslında beyin dışarıdan gelecek duyusal uyaranlara biraz kapalıdır. Fakat bir miktar algı devam ediyor. Mesela, sabaha karşı saatimiz çaldığında tam o sırada bir rüya görüyorsak, onu rüyada bir kapı zili ya da telefon zili olarak görebiliyoruz.” 

“Freud’a göre rüyanın en önemli içeriği ise bilinç dışı olan içeriktir. Bilinç dışında bizim farkında olmadığımız (çünkü egomuzun kabul etmesi kolay olmayan) duygu, düşünce, dürtü ve istekler var Freud a göre. Bunları bastırma mekanizması ile bilinçten bilinç dışına aktarıyoruz. Bu bilinç dışında ne olup bittiğini bastırma mekanizmasını kullandığımız için biz farkında değiliz. Bu bastırma, özellikle beyin dış kabuğu dediğimiz kortekste ilgili bir savunma mekanizmasıdır. Uykuda ve rüya sırasında korteksin devre dışında kaldığından, korteksin devre dışında kalması ile bu bilinç dışındaki içerik bilince çıkabiliyor. Fakat bu korteksin tamamen bir devre dışı kalması tabii ki söz konusu değildir. Bir miktar kontrolü devam ediyor. Dolayısıyla bu bilinçdışı içeriği saf bir şekilde rüyamızda görmemizi istemiyor bu korteks. Onun için bazı savunma mekanizmalarını devreye sokuyor.  Sembolizasyon ya da yer değiştirme gibi savunma mekanizmalarını kullanarak bir nevi bir sansür uyguluyor.”

Freud’a göre bunlar rüyaların örtük içeriği. Eğer bunlar psikanaliz yolu ile ortaya çıkabilirse, bilinç dışına da ulaşabilir.

Prof.Dr. Aslıhan Dönmez
“Freud’un meşhur bir sözü var: Rüyalar bilinç dışına giden kral yoludur. Ve bu şekilde kişinin bilinç dışındaki isteklerinin dürtülerinin neler olduğunu anlayabiliriz diyor.”

Peki, acaba uyurken ve rüya gördüğümüz sırada dışarıdan gelen uyarıları fark edebilir ya da tepki verebilir miyiz?

Prof.Dr. Aslıhan Dönmez
“Tamamen kopuk bir şey söz konusu değildir. Dışarıda olup biteni rüyamızda da görebiliyoruz. Bu şekilde bir gürültü duyduğumuzda, saatin sesini duyduğumuzda o rüyamıza kapı zili ya da telefon zili olarak girebiliyor. Demek ki beyin o sırada dış uyaranlara kapalı değil. Fakat o sıradaki rüyanın içeriğine göre bunu öğütüyor diyebiliriz. “

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir