Beynin Sırları 35: Şizofreni

Gerçeklerden uzaklaşmak, kendine yeni bir dünya kurmak, kişilerden ve ilişkilerden kopuk, ayrık ve bölünmüş bir ruh dünyası.. Genetik ve çevresel faktörlerin rol aldığı kompleks bir hastalık ŞİZOFRENİ. Kimlerde görülüyor? Nasıl ve ne şekilde ortaya çıkıyor? Acaba tedavisi nasıl yapılıyor?

Otizm, şizofreni, psikiyatri genetiği gibi konular üzerinde uzmanlaşmış bir isim olan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi ve Ankara Üniversitesi Beyin Araştırmaları Merkezinde Araştırmacı olan Prof.Dr.Cem ATBAŞOĞLU’na göre  Şizofreni;

“Şizofreni belirtileri çok çeşitlilik gösteren bir sendromdur. Şizofreni deyince; tipik birkaç belirti ile tanısı mutlak olarak konabilen bir hastalıktan değil de, birden çok belirtilerin farklı biçimlerde bir araya geldiği bir durumdan ve tek bir sebep gösterilemeyecek bir sendromdan söz ediyoruz.

Şizofreni hastalığı için tek bir sebepten söz etmek mümkün değil. Bu hastalığın birden çok sebebi olduğu gibi belirtileri de birden çok.

Prof.Dr.Cem ATBAŞOĞLU
“Karakteristik tipik belirtileri sayacak olursak bunlardan bir tanesi davranışlarda anormallik ve tuhaflık olarak adlandırılabilecek,  duruma uygun olmayan davranış biçimlerinin görülebilmesidir. Uygunsuz bir yerde gülmek ya da uygunsuz bir laf söylemek gibi örnekler verilebilir. Bunun dışında düşünce akışındaki anormallikler yani konuşurken konudan sapma ve tamamen ilgisiz bir yere varma veya dilbilgisi kurallarına uygun olmayan bir biçimde cümle kurma, kelimeleri kendine özgü anlamlarda kullanma gibi düşüncenin akışında veya düşüncenin içeriğinde anormallikler olabilir. Psikoz dediğimiz akıl hastalığının temel belirtisi olan düşünce bozukluğu, gerçeği değerlendirmenin bozuk olmasıdır. Aslında şizofreninin en önde gelen belirtisi bu diyebiliriz.”

Gerçek olmadığına ikna edilebilecek bir durum olmasına rağmen kişinin o düşünceye inancının sabit olması ve kolay kolay değişmemesi de şizofreni hastalarında sık görünen belirtilerden biri olarak sayılıyor. Kuşku ise şizofreni için bir başka önemli belirti.

Prof.Dr.Cem ATBAŞOĞLU
“Kendisine komşusunun kötülük edebileceği yolundaki kuşkuları gibi daha sıradan şeyler olabilir veya aldatıldığından şüphe etmek gibi, kıskançlık sancıları hezeyanları olabilir. Hatta herhangi birinin anormal olduğunu anlayabileceği düşünceler olabilir. Fiziksel olarak mümkün olmayan şeylere inanmak gibi (uzaylılar tarafından kaçırılmak vb.) durumlar da önemli belirtileri sayılabilir. Yalnız bunlar tipik bir şizofreni hastasında mutlaka görülmesi gereken belirtilerdir ve her hastada tuhaf belirtiler olur gibi bir yanlış anlama olmasını istemem.”

Halüsinasyonlar bir başka deyişle varsanılarda şizofreni de görülen bir başka belirtidir. İşitme varsanıları en sık görülen şeklidir.

Prof.Dr.Cem ATBAŞOĞLU
“Görme, dokunma ve koku halüsinasyonları daha seyrektir. Var olduklarında zaten tanı başka bir şey mi diye araştırmak gerekir.”

Tüm bu sayılanlara ek, işlevlerdeki yetersizlik, sosyal işlevlerde azalma, hayattan zevk alamama, motivasyonun az olması gibi şizofren için 3 grup belirtiden de söz edilebilir. Tüm bu belirtilen kendinizde zaman zaman olduğunu mu düşündünüz. Acaba şizofreni hastası mısınız?

Prof.Dr.Cem ATBAŞOĞLU
“Bütün nüfusta zaman zaman görülebilecek belirtiler bunlar. O yüzden burayı özellikle vurgulamak istiyorum. Şizofrenin hemen hemen bütün belirtileri birçok psikiyatrik rahatsızlıkta da olduğu gibi bütün insanlarda görülebilecek olan belirtilerin sık, şiddetli ve hayatı etkileyebilecek biçimde ortaya çıkmasıdır. O yüzden şizofreni belirtileri ile normal arasında keskin bir ayırım yoktur.  Bu delilik olarak bilinen birçok durum için de çok önemli bir vurgulanması gereken bir nokta. Ama elbette şizofreni tanımını yaptığımız zaman, belli bir şiddetin üstünde kişinin kendi yaşamını, kalitesini ve işlevini bozan ciddi bir rahatsızlıktan söz ediyoruz.”

Herkeste kolaylıkla görülebilecek şizofreni belirtilerinin süresi, sıklığı ve şiddeti hastalığı hekimlere düşündürtüyor. Ve tanısını koydurtuyor. Peki, tanısı konulan bir şizofreni hastası bu hastalığı her an mı yaşıyor? Yoksa bu hastalık belirli dönemlerde mi ortaya çıkıyor?

Prof.Dr.Cem ATBAŞOĞLU
“Şizofreni kronik bir rahatsızlıktır. Ve nüksler ve düzelme dönemleri ile seyreder. Hatta birçok zaman belirtilerin çok hafiflediği hatta kişi tarafından rahatsızlığın hissedilmeyecek kadar azaldığı dönemlerde olur. Tipik bir vakadır. Aslında çoğu zaman ilk psikozun yani gerçeği değerlendirme bozukluğunun ve davranıştaki anormalliklerin fark edilmesi ile gelen 15-30 yaş arasındaki genç nüfusun etkilendiği bir rahatsızlıktır. İlk rahatsızlanış tedavi edildikten sonra genellikle ilaç tedavisi, destekleyici psikoterapi, bunun dışında kognitif psikoterapi, bilişsel psikoterapi ile uzun süre iyilik halini sürdürebilir.”

Hastayı ve çevresini son derece zorlayıcı bir süreç olarak hastalık sürecine acaba neler sebep oluyor?

Prof.Dr.Cem ATBAŞOĞLU
“Genetik olarak şizofreniden sorumlu tek bir gen bulunacağı ümidi uzun yıllar taşında ama insanın bütün genomunu tarayan çalışmalar, 2003’te ilk yayını yapılan İnsan Genom Projesinden sonra gitgide arttı. Genom deyince insanın sahip olduğu genetik materyalin yani hücre çekirdeğinde bulunan DNA materyalinin tümünü kastediyoruz. Genomun tümünü tarayan çalışmalarda görüldü ki; şizofreni ile ilişkisi yüksek olan kromozomun üstünde belli bölgeler hatta kimi zaman belli genlere karşılık gelen bölgeler var. Bunlardaki tek bir molekül değişikliği, DNA’nın yapısında bulunan tek bir bazın değişikliği proteine dönüştüğü zaman çok kritik bir işlevi olan bir proteine dönüşmekte ise şizofreni oluşumunda etkili olabilecek bir özelliğe sahip oluyor.”

“Ama tüm bunlar neye işaret ediyor? Şizofreni gelişim döneminde beyindeki sinir hücreleri arasındaki bağlantı bölgelerinin yani sinapsların (hücrelerin birbirini kavradığı bölgeler) oluşumunda yapısındaki anormalliklerle ve buradaki iletimdeki anormalliklerle yani hücrelerarası konuşmada anormalliklerle ortaya çıkan bir durumdur.”

Peki şizofreni hastalığının sebebi olarak belli bir beyin bölgesinden söz etmek acaba mümkün müdür?

Prof.Dr.Cem ATBAŞOĞLU
“Genel ortalamada şizofreni hastalarında özellikle beynin ön lobu olan frontal lobta, şakak lobunda ve onların iç bölgelerinde temporal lobta toplam hacimde azalmalar, kimi yerde beyin kabuğunda (korteks)  incelme ve kıvrımlarda farklılıklar vardır. Şizofreni hastalarında belli beyin bölgelerinin bazı işlevleri yapabilmek için çok daha fazla kanlanma artışına ihtiyaç duyulduğunda kanlanmalarının artamadığı görülmüştür. Bu bölgeler şizofreni için önem taşıyor. Ama şizofrenin sebebi şurada bir bozukluk olmasıdır demeye imkan yoktur.”

“Bugün bildiğimiz şey şudur: Ön lob/frontal lobtaki karar vermeden, muhakemeden, değer yargılarından, strateji oluşturmadan sorumlu sistemler, duyguları yorumlama ile ilgili sistemler, temporal lob/şakak lobundaki bellekle ve aynı zamanda duygu yorumu ile ve var olana anlam atfetme ile ilgili olan sistemler, duyumları anlamlandırmakta önemli bir rol oynayan talamus denen beyin bölgesi ve ödül sistemini ve hareketi, motive etmeyi başlatan bazal çekirdekler denen bölge ve de beyincik .”

Bunların hepsi şizofreninin belirtilerinin oluşmasında etkileri olan bölgelerdir. Ama şu bölgede ki bozukluk şizofrenin sebebidir deme imkânımız yok.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir