Beynin Sırları (4.Bölüm)

Beynin Sırları (4.Bölüm)

Beynin öğrenmeyi reddetmesinin temelinde yatan sebepleri, Beynin sağ ve sol yarıkürelerinin görevlerini, ilk 6-7 sene insan hayatında beyin gelişimi için neden çok önemli olduğunu, Yeni bir şeyler öğrendiğiniz zaman beyninizin hangi bölgesinde değişimler yaşandığını Prof.Dr.Turgay Dalkara ve Prof.Dr Sinan Canan “Beynin Sırları” nda sizlerle paylaşacaklar.

Beynimiz.. Bizi biz yapan şey. Birbirine bağlı yüzmilyarca nöron yani beyin hücresinden meydan geliyor. Bu nöronlar biz ana rahmindeyken oluşmaya başlıyor. Öğrenmek; bu nöronlar arasında dolaşan elektrik sinyalleri için yeni yollar yaratmak ve bu yolları güçlendirmek anlamına geliyor.

Beyindeki her bağlantının arasında sinaps adı verilen küçük bir boşluk bulunuyor. Yeni bir şeyin öğrenilmesi için elektrik sinyallinin bu boşluğun karşısına atlaması ve yoluna devam etmesi gerekiyor. Karşıya yapılan ilk yolculuk en zor olanı. Bu zorlu yolculuktan sonra yolları zahmetsizce açabilecek duruma geliyoruz. Ancak sistemin her zaman doğru çalışıyor olması, beynin her zaman öğrenebileceği anlamına gelmiyor. Beyin bazen öğrenmeyi reddedebiliyor.

Prof.Dr.Sinan Canan
“Beynimizin öğrenmeyi reddetmesinin temelinde, o bilgi ile arasında bir bağ kuramamasından kaynaklanıyor. Biz bütün bilgileri eski tecrübelerle bağlayarak öğrenmek durumundayız. Bir bağlantı kuramıyorsak, bize bir faydasını göremiyorsak bu bilgileri öğrenmeyi de ret ediyoruz. Gün içinde öğrenmiş gözüksek bile, uyku dediğimiz bir süreçte bize gerekli olmadığını düşündüğümüz her şeyi zamanla silip atıyoruz.”

Beyin duygusal bağ kurduğu şeyleri daha iyi öğrense de, etkili bir öğrenme için öğrenme esnasında beynin her iki yarıküresinin öğrenme faaliyetlerinin içine sokulması gerekiyor. Çünkü her iki yarıküre, aynı zamanda farklı işlevler barındırıyor.

sag-sol-beyin

SOL YARIDAN SAĞ YARIYA BEYNİN 2 YARI KÜRESİ VE HİKAYESİ

Beyin, yaşam süresince edindiği tecrübelerle değişiyor. Aslında bu yazıları okurken, şu anda beyniniz bağlar kurarak yeniden şekilleniyor. Her iki yarıküre arasında bilgi alışverişi oluyor. Farklı işlevlerden sorumlu olan her iki yarımküre arasında yoğun bir sinir ağı demetinden oluşan “korpus kallosum” ağ demeti, beynin sağ ve sol lobu arasında sürekli bilgi alışverişinin yapılmasını sağlıyor. Peki sağ ve sol kürenin görevleri neler?

Sol beyin;
* Çözümsel
* Analitik
* Mantıksal
* Gerçekçi
* Vücudun sağ tarafını kontrol etme
* İsimleri hatırlama
* Matematiksel düşünme
* Dil öğrenme beceresi

Sağ beyin;
* Bütünsel
* Sezgisel
* Duygusal
* Hassas
* Vücudun sol tarafını kontrol etme
* Yüzleri hatırlama
* Görsel düşünme
* Müzikal yetenekler

Prof.Dr.Turgay Dalkara
“Buradaki asimetri mutlak bir asimetri değil. Örneğin, konuşma sol yarıkürede esas olarak hâkim ama sağda da konuşmayla ilgili pek çok özellik var. Örneğin konuşmanın duygusal içeriği sağ hemisferin fonksiyonudur, mantıksal içeriği solun fonksiyonu iken. Örneğin sol beyinlerinde hastalık olan kişiler konuşma yeteneklerini kaybettiklerinde aslında hala konuşmanın duygusal içeriğini anlarlar. Mesela kızarsanız kızdığınızı, ne dediğinizi anlamayabilir ama kızdığınızı veya ona sevecen bir şeyler söylediğinizi fark edebilirler.”

Beyin hasarı oluşan bir kişi konuşabilir, yürüyebilir, düşünebilir, jest ve mimikler yapabilir. Peki nasıl?

Prof.Dr.Sinan Canan
“Beynimizin plastisite dediğimiz bir özelliği var yine son yıllarda üzerinde çalışılan. Birçok durumda beynin hasar gören kısımlarının görevleri sağlam taraflar tarafından devralınabiliyor. Tabi bunun belli sınırları var. Tıp literatüründe bir beyin yarım küresi tamamen ameliyatla çıkarılmış çocuğun neredeyse tamamen normal bir hayat sürebildiği gibi beyninin %60-70 i hasara uğradığı halde insanın bunu hiç fark etmemiş olması gibi çok marjinal vakalar var. Bu vakaların tamamı bize gösteriyor ki uygun koşullar altında müthiş bir uyum ve görev değişikliği yapabilme kapasitesine sahip bir organımız var.”

Beyin komşu ağlarını kullanarak her iki yarıküresini gerekli olduğunda onarabiliyor ve geliştirebiliyor. Peki biz bunu yapabiliyor muyuz?

Prof.Dr.Sinan Canan
“Mesela şu an bir enstrüman çalmadığınızı farz edelim ve bugün piyano, gitar ya da flüt gibi herhangi bir enstrüman öğrenmeye karar verdiğinizi düşünelim. Bu enstrümanları çalmaya başladığınız zaman beynin dokunma ile ilgili ve motor hareketlerinin bulunduğu bölgenin ve eliniz piyanoya alışmaya başladıkça parmaklarınızı kontrol eden korteks alanın (beyin kabuğu alanı) siz piyanoda ustalaştıkça ustalaşmaya bağlı olarak büyüdüğünü göreceksiniz. Daha fazla sinir hücresi parmaklarınızı kontrol etmek üzere işe katılıyorlar. Dolayısıyla tecrübeye bağlı, çalışmaya bağlı bir değişim söz konusu beyinde ama en ilginç tarafı piyano çalmasanız bile sadece oturduğunuz yerden piyano çaldığınızı uzun süre düşündüğünüzde buradaki bölgelerin yine büyüdüğünü görüyoruz.”

beyin

Sadece bir şeyi düşünerek beynin ilgili bölgesini aktif hale getirmek mümkündür. Aslında beyin bu noktada hayalle gerçeği ayırt edemiyor. Sadece dış uyarılara göre tasvirler yaratıyor.

Prof.Dr.Sinan Canan
“Bunu en iyi test edebileceğiniz deneylerden biri evde otururken olabildiğince konsantre olup egzersiz yaptığınızı düşündüğünüzde kan basıncınız artar ve kalp hızınız artar çünkü beyniniz bütün vücudunuzu ona hazırlamaya başlar. Hayaliniz ya da zihnimiz dediğimiz şey bedenimizden hiçbir şekilde kopuk değil ve aktif olarak da değiştiren özelliğe sahip.”

Sürekli öğrenen ve düşünen beyin bir noktadan sonra uzmanlaşmaya başlıyor.

Prof.Dr.Sinan Canan
“Normalde müzik dinleyen bir insan daha ziyade beyninin sağ tarafını kullanarak (eğer müzisyen değilse) müzikten çıkaracağı anlamı ya da alacağı keyfi daha ziyade beynin sağ tarafıyla çözümlüyor. Fakat müzisyen bir insanın müzik dinlerken beynine baktığınız zaman beynin daha çok sol yanının çalıştığını görüyorsunuz. Çünkü artık müziği analiz etmeye başlıyor. Çünkü müziğin dizilimini, çalınması konusunda daha uzman bir beyin olduğu için. Dolayısıyla bir şeylerde ilerlemeye başladığın zaman beyninizdeki bu faaliyetlerin belli bir yere yoğunlaşması miktarını da arttırmış oluyorsunuz otomatikman ve uzmanlaşma dediğimiz şey zaten beyin üzerinde böyle gerçekleşiyor. “

Beynin bir konuda uzmanlaşması için dış dünya ile sürekli iletişim halinde olması gerekiyor.

Prof.Dr.Turgay Dalkara
“Ne kadar çok uğraşınız olursa o kadar çok beyniniz gelişecektir. O bakımdan çocukları yetiştirirken Çoğulcu Eğitim çok önemlidir.”

Prof.Dr.Sinan Canan
“Sinir sistemi ilk olgunlaşmaya başladığı andan itibaren çok hızlı bir şekilde hücre üretmeye başlıyor hatta yapılan bir hesaplamaya göre anne karnındaki bir fetüs saniyede 1,8 milyar kadar sinaps üretiyor (hücre bağlantıları üretiliyor) Bunu yapmasının altında yatan sebep; Dünyaya geldiği zaman burada karşılaştığı karmaşıklıkla başa çıkabilmek için böyle bir şey yapması gerekiyor.”

Doğumdan sonra da büyümeye devam eden beyin bu sırada apoptosis adı verilen büyük ve acımasız bir budama sürecine girer.

Prof.Dr.Sinan Canan
“Hızla bağlantılar azalıyor. Sadece kullanacaklarımız bize kalıyor dolayısıyla ilk 6-7 sene insan hayatında çok önemli. Biz bunu farelerde gözlemliyoruz. Yavru fareler zengin ve eğlenceli bir ortamda büyütülürlerse öğrenme yetenekleri artıyor. Sadece 4 duvar bir kafeste yetiştirdiğiniz fareler öğrenme açısından daha zayıf kalıyorlar. Aynı şey insanlar içinde geçerli…”

Sosyal Medyada Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.