Beynin Sırları 05: Öğrenme Güçlüğü

Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Öğretim Üyesi olarak bilimsel çalışmalarını sürdüren ve Ankara Üniversitesi Beyin Araştırmaları Merkezinde Araştırmacı olan Prof.Dr.Özgür Öner Özgül Öğrenme Güçlüğü, Disleksi – Okuma Güçlüğü, Diskalkuli – Matematik Öğrenme Bozukluğu ve Disgrafi: Yazma Bozukluğu konularında bizleri aydınlatıyor.

prof-ozgur-oner

Uyanık olduğumuz her saniye beynimiz hiç durmaksızın çevremizi tanıyor ve dünyamızı öğreniyor, hareket ve duyularımızı yönetiyor ve bizi biz yapan şeyleri belirliyor, benzer şeyler yaşıyor, farklı anlamlar çıkartıyoruz. Beyinlerimizin bu işleri ele alışı Beynin Sırlarını oluşturuyor.

“Çok zeki ama hala okumayı sökemedi..”

“İfadeleri çok düzgün, çok akıllı bir çocuk ama yazısını okumak imkânsız.”

“Çok yaratıcı ama okuması çok yavaş ve harfleri karıştırıyor.”

“Harika okuyor, yazıyor ama matematikte en kolay soruları bile çözemiyor..”

Bu kişilerin sorunlarının ortak bir adı var. “ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

ogrenme

Otizm, Epidemiyoloji, Beyin Görüntülemesi, Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu konularında uzmanlaşmış bir isim olan Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Öğretim Üyesi olarak bilimsel çalışmalarını sürdüren ve Ankara Üniversitesi Beyin Araştırmaları Merkezinde Araştırmacı olan Prof.Dr.Özgür Öner Öğrenme güçlüklerinin 2’ye ayrıldığını vurguluyor.

Prof.Dr.Özgür Öner
“Öğrenme güçlüğü denince bunun içinde 2 şeye bakmak lazım. Bir tanesi genel öğrenme güçlüğü yani zekâ sorununuz varsa bir Genel Öğrenme güçlüğü oluyor. Ama esas olarak bu öğrenme güçlükleri içinde kastedilenler Özgül Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG) dür. Özgül Öğrenme Güçlüğü; Bir kişinin zekâsından ya da kapasitesinden beklenenden farklı olarak, şaşırtıcı bir şekilde belli bir konuda ya da konularda beklenen başarıyı gösterememesi olarak tarif edilebilir”.

Bir kişide Özgül Öğrenme Güçlüğü vardır denilebilmesi için tarifte olması gerekenlerin yanı sıra birde bu tarifte olmaması gereken durumlar var.

Prof.Dr.Özgür Öner
“Bu kişide sağırlık körlük vs. gibi bir duyusal ve davranışsal sorun olmaması gerekiyor. Bu konu ile direk ilişkili olabilecek bir fakirlik, yoksulluluk, kötü eğitim gibi bir çevresel durumun da bulunmaması gerekir”.

Tüm bu faktörlerden bağımsız olarak ortaya çıkan ve bireyin eğitimini, mesleğini, sosyal ilişkilerini, günlük aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen özgül öğrenme güçlüğünün farklı türleri bulunuyor.

ogrenme-guclugu

DİSLEKSİ: OKUMA GÜÇLÜĞÜ

Prof.Dr.Özgür Öner
“Okuma konuşma gibi bir şey değil. Konuşma insanlarda tür olarak hepimizde olan bir beceri. İnsanların büyük bir kısmı herhangi bir çaba göstermeden ve öğretilmeden konuşmayı öğreniyorlar. Bu insanların doğal bir becerisi ama okuma öyle değil. Okuma yapay bir durum. Okumanın bileşenlerine baktığımız zaman ilk önce şunu görüyoruz. Okuyabilmek için yapılması gereken ilk şey harflerle ya da şekillerle (bütün her dilde harf yok mesela Çince, Japonca gibi dillerde daha çok hece benzeri kalıplar mevcut) önce sesin ilişkisini anlamanız gerekiyor. Daha sonra bunları heceler olarak birleştirebilmek gerekiyor. Daha sonra da kelimeleri görmek gerekiyor. Kelimeleri okuduktan sonra da bunları otomatik hale getirmek gerekiyor yani bir akıcılık gerekiyor. Normal bir yetişkin baktığınız zaman yaklaşık dakikada 250 kelime okur. 1 dakika da 250 kelime okumanız için devamlı gözünüzün önünden bu kelimelerin geçmesi lazım. Öyle olması için de o kelimelerin o şekillerin tamamen belleğinize yerleşmiş olması lazım. Hepsinin düşünmeden otomatik olarak geliyor olması lazım”.

Okurken atlama, anlamı bozma, harf ses uyumu bozukluğu, hızlı okuyamama, harflerin ya da hecelerin yerini değiştirme, heceleme ya da anlamama gibi bir takım bozuklukların görüldüğü disleksi yani okuma bozukluğu yaşayan kişilerin beyinlerinde acaba nasıl değişimler olduğu biliniyor?

Prof.Dr.Özgür Öner
“Beynin çeşitli bölgeleri ile ilişkili olduğu gösterilmiş. Yine tek bir bölge değil. yapay bir durum olduğundan tek bir bölge olması beklenemezdi zaten. Yani okuma konuşma gibi değil. İnsanların konuşma merkezi var. Beynimizin sol tarafında hepimizin (insanların büyük çoğunlunun) konuşma merkezleri yer alıyor. Normalde okurken biz beynimizin sol frontal sol oksipitomental bölgelerini kullanıyoruz. Bu okuma zorluğu olan çocuklarda ve yetişkinlerde bu sol taraf yerine beynin sağ tarafının daha fazla kullanıldığı ve bunun okuma güçlüğüne yol açtığına dair pek çok çalışma var”.

Günümüzde okuma güçlüğü sorununun ortaya çıkışı ile ilgili bir çok teori bulunsa da henüz kesin olarak belli bir neden göstermek mümkün değil. Okuma güçlüğü ise bu anlamda tek değil. Bir başka özgül öğrenme güçlüğü ise Diskalkuli yani Matematik Öğrenme Bozukluğu.

Teenage girl (12-14) resting head against math equation on chalkboard

DİSKALKULİ – MATEMATİK ÖĞRENME BOZUKLUĞU

Prof.Dr.Özgür Öner
“Matematik okumadan farklı.. Matematikle ilgili aslında doğuştan gelen becerilerimiz var. Bunu bebeklerde gözlemleyebiliriz. Mesela 3 aylık küçük bebeklerde bile sayı kavramının 4’e kadar olduğu gösterilmiş bir şey. 1 ve 4 ü gösterdiğiniz zaman çocuğun beyin aktivitelerinde fark oluyor. Matematikle ilgili sorun farklı farklı durumlarda olabilir. Birincisi işlem yapmayı bilmeniz gerekiyor. Yani çarpmayı, bölmeyi, toplamayı bunları yapabiliyor olmanız gerekiyor. İkincisi okumayı bilmeniz gerekiyor. Eğer okuduğunuzu anlayamazsanız yani sorunun içeriğini anlayamazsanız tabi onu matematik sembollere çeviremiyorsunuz. O yüzden bazı çocuklar önüne işlem konduğu zaman yapabilse bile matematik sorusunu okuyunca bunu anlayıp işleme çeviremeyebilirler”.

Aileler öğretmenler tarafından geç fark edilen ya da hiç fark edilmediği için tembel, başarısız, tuhaf olarak nitelendirilen çocuklar bu yüzden başarısızlığa mahkum oluyorlar. Aslında matematik öğrenme bozukluğunun erken belirtileri var.

Prof.Dr.Özgür Öner
“Bazı temel matematik becerileri ile daha erken tanınabileceği yönünde bazı çalışmalar var. Bunlar nedir? Mesela; Subitizing denen bir şey var. Ben size 2 tane zar gibi noktalardan oluşan şekil gösteriyorum (Oyun zarı gibi). Baktığınızda bir tarafta 6 bir tarafta 5 var diyelim. Bunu çok kısa bir zaman gösteriyorum size. Görünüp kayboluyor. Size hangisinin daha çok olduğunu soruyorum. Ve hangisinin 6 olduğunu soruyorum. Şimdi siz bunu normalde saymadan, saymaya gerek kalmadan söyleyebiliyorsunuz. İnsanlar bunu normal şartlar altında 7 ye kadar saymadan tek bir bakışta fark edebiliyorlar. Tabi bunun arasındaki fark ne kadar küçük olursa 7 ile 6 ayırt etmekten 7 ile 1 i ayırt etmekten daha zor. Tek bir bakışta çokluğu anlama, sayıyı görme beceriniz varsa bu matematik öğrenme şansınızı ve hızınızı arttırıyor”.

Prof.Dr.Özgür Öner
“Bir diğer buna benzer beceride zihinsel sayı çizgisi. Bir çizgi düşünüyorsunuz. Bir tarafında 0 bir tarafında 10 var. Ben size diyorum ki 7’yi işaretle. Siz gelip 7’yi işaretliyorsunuz. Sonrada ben 7 nin olduğu yeri bilgisayarda işaretleyip ikisi arasındaki uzaklığa bakıyorum. Bu 10 la başlıyor sonra 100, 1000, 10000 diye gidiyor. Mesela 0-10000 arasında ben 7298 i işaretlediğimde bunu ne kadar yakın koyabiliyorsanız, bu sizin kafanızda, zihninizde o kadar iyi bir sayı algısı olduğunu gösteriyor. Bu sayı algısının iyi olması sizin matematik becerinizin daha yüksek olacağını gösteriyor”.

disgrafi

DİSGRAFİ: YAZMA BOZUKLUĞU

Özgül Öğretim Bozukluluklarının alt grupları olan Okuma, Matematiksel Öğrenme Bozukluğuna ek olarak Disgrafi yani Yazma Bozukluğu sıkça karşılaşılan durumlardan biri.

Prof.Dr.Özgür Öner
“Yazma ile ilgili sorun, farklı bi sorun ama bu da yine çok büyük oranda okuma sorunuyla beraber daha çok not almada zorluk, yavaş yazma, çirkin yazma tarzı şeylerle kendini gösteriyor. Ama bunların hepsine baktığımız zaman aslında en belirgin ve en büyük sıkıntı yaratan tabi ki okuma zorluğu olduğunu söyleyebiliriz. Okumadan hayatı sürdürmek çok zor”.

http://www.trtokul.com.tr/

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TurkeyEnglishFrenchRussia