Beynin Sırları 06: Obsesyon (Takıntı)

Prof.Dr.Halise Devrimci Özgüven ve Doç.Dr.Orhan Murat Koçak Obsesif kompulsif bozukluluklar, Takıntı Hastalığı, Temizlik Opsesyonları, Mikrop bulaşma ve Kuşku Opsesyonları ve bunların kompülsiyonları olan tekrar tekrar el yıkama, tekrar tekrar kapıyı ve ocağı kontrol etme eylemlerinden bahsedecekler.

Uyanık olduğumuz her saniye beynimiz hiç durmaksızın çevremizi tanıyor ve dünyamızı öğreniyor, hareket ve duyularımızı yönetiyor ve bizi biz yapan şeyleri belirliyor, benzer şeyler yaşıyor, farklı anlamlar çıkartıyoruz. Beyinlerimizin bu işleri ele alışı Beynin Sırlarını oluşturuyor.

Bu görüntünün altında birbirine kenetli kemiklerden oluşmuş bir çatı, güçlü kaslardan oluşmuş bir ağ, bizi canlı tutmak için durmadan çalışan iç organlar ve bu düzeneği kusursuz bir biçimde yöneten Beynimiz var.. Beynimizin de bazen Davetsiz misafirleri…

insan-anatomisi

OBSESYON: TAKINTI

Başlıca çalışma alanları şizofreni, bipolar bozukluklar, intihar davranışı ve Nero Görüntüleme olan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi ve Ankara Üniversitesi Beyin Araştırmaları – Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde (AÜ-BAUM)  araştırmacı olarak görev yapan Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven’e göre “TAKINTI”;

“İnsanın zihnine istemeden gelen rahatsız edici, iğneleyici, zorlayıcı bir takım düşünceleri, dürtüleri, görsel imajları ifade eden ve insanın bundan hoşlanmadığı bir sözcük. İnsan yaşamak istemediği bu düşüncenin saçma olduğunu biliyor ama kontrol edemiyor”.

Kontrol edilemeyen bu düşüncelerin ortaya çıkışına sebep olarak gösterilen eski yeni birçok yaklaşım bulunuyor.

Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven
“Obsesif kompulsif bozukluk takıntı hastalığı söz konusu olduğunda aslında en geçerli kabul edilen Davranışsal Teorilerin Yaklaşımıdır. Bu teoride koşullanma ile öğrenmenin söz konusu olduğunu görüyoruz. İnsanı rahatsız eden herhangi bir Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu olarak ortaya çıkarak kişide buna bağlı olarak obsesyonlar ortaya çıkıyor”.

Kişi bir süre sonra kontrolü dışında tekrarlayan bu rahatsız edici düşüncelerin etkisini gidermek için çözüm arayışına giriyor.

Özel İlgi alanları arasında ankiseyete bozukluğu olan Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan Doç.Dr.Orhan Murat Koçak göre birey obsesyonlarla boğuştukça obsesyonların zihinde kalma süresi ve şiddeti uzuyor ve bu noktada kompulsiyonlar ortaya çıkıyor.

Doç.Dr.Orhan Murat Koçak
“Obsesyonların oluşturduğu o yoğun anksiyeteyi, kaygıyı azaltmaya dönük davranışlara da kompulsiyon – Zorlantı denir. Kompulsiyonları yerine getirirken aslında anksiyeteyi ortadan kaldırmaya çalışır. Eğer kompulsiyon engellenirse o da yoğun bir anksiyete oluşturur. Peki nedir bu kompulsiyonlar ? Zihinsel olabilir…Bir şeyler sayabilir… Bir şeyler söyleyebilir.. Ya da motor eylemler olabilir..”

Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven
“Örneğin kişi herhangi bir yere dokunduğu için ellerinin kirli olduğunu düşünüyorsa bir kompulsiyona yöneliyor ve gidiyor ellerini yıkıyor. İşte bu opsesyonun verdiği rahatsızlığı gidermek için yapılan bir hareket. Davranışçı Teoriler diyor ki; Obsesyonlar koşullanmış tepkilerdir. Kompulsiyonlar ise edimsel koşullanma ile ortaya çıkan belirtilerdir.. Bu da negatif ya da pozitif pekiştireçler ile ortaya çıkar. İşte eğer kirli olan elimi yıkayarak kendimi temiz hissetmem bir ödüldür. Aynı zamanda negatif duygudan kaçınmanın bir yoludur ve böylece kompulsiyonlarda ortaya çıkar.. Davranışçı teorinin yaklaşımı budur”.

Günümüzde obsesyonlar ve kompulsiyonlar sadece öğrenme ile yada psikodinamik açıklamalar ile ele alınmıyor. Nörobiyolojik temelleri olduğu bilinen obsesif kompulsif bozukluklar da kişilerin beyinlerinde bazı değişikliklerin olduğu biliniyor.

Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven
“Bir kere bu hastaların beyinlerinde serotonerjik sistem dediğimiz sistemde bir bozukluk olduğunu görüyoruz aynı zamanda dopaminerjik sistemde de bir sorun var gibi görünür ve beynin belli bölgelerine işaret eden araştırma bulguları var. Beyinde insüla denen bir yer var. İnsüla bizim temporal korteks dediğimiz bölgenin bir parçası. İnsülanın görevi dışarıdan alınan bütün uyaranları değerlendirmek bir nevi insülada işlem görüyor ve algılara dönüşüyor. İnsüla bu bilgileri Anterior singülat korteks denilen bir beyin bölgesine gönderiyor. Burada da tekrar değerlendirilmeye alınıyor. Obsesif kompulsif bozukluğu olan kişilerde insülada ve Anterior singülat korteks de bir aktivite artışı olduğunu görüyoruz.”

Obsesif kompulsif bozukluklarda dikkat çeken bir başka beyin bölgesi ise Orbitofrontal Korteks.

korteks

Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven
“Orbitofrontal korteksinde bazı bağlantıları var. Hareketlerimizi kontrol eden, hareketlerimizin devamlılığını ya da durması gereken noktada durdurulmasını sağlayan bir sistem bu. Orbitofrontal korteks den uyaranlar değerlendirildikten sonra caudate nucleusa aktarılıyor. Caudate nucleusa da bir hareketin devam etmesi ya da durdurulması konusunda karar veriliyor. Bu kararı thalamus’a bildiriyor. Orbitofrontal korteks, caudate nucleus ve thalamus arasındaki devrede bir bozukluk olduğu tespit ediliyor. Bu devre fazla çalışıyor gibi görünüyor. Bu devrede dopaminerjik aktivitede bir artış var bu hastalarda. Bir hareketin devam etmesine ya da durmasına karar verirken bir de devam etmemesinden yana olan verileri bildiren başka bir devre daha var. Obsesif kompulsif bozukluğa bakılırsa burada; örneğin kişi elinin kirlendiğini düşündü ve elini yıkamaya başladı.. Bir kere yıkayınca ikna olmuyor. Temizlenmedi gibi geliyor. İki kere yıkıyor, üç kere yıkıyor, dört kere yıkıyor, uzun yıkıyor, uzun uzun sabunluyor.. Yani bir hareketin devamı ve bir türlü durdurulamaması, bir ikna olamama durumu var gibi görünüyor obsesif kompulsif bozukluklarda. İşte araştırmacılar birçok çalışmada bu devrelerde bir bozukluk olduğunu tespit etmiştir. Obsesif kompulsif bozukluk biyolojik uzantıları olan bir hastalık gibi görünüyor”.

Birçoğumuz günlük hayatta farkında olarak ya da olmayarak birçok takıntının esiri olabiliyoruz.

Doç.Dr.Orhan Murat Koçak
“Obsesyon ve kompulsiyon tiplerine göre obsesif ve kompulsif bozukluk olarak sınıflandırılır. En sık görülen obsesyon tipi bulaşma obsesyonudur. Bulaşma obsesyonunda bireyler mikrop ya da pislik bulaşacağından endişe ederler ve bununla ilgili olaraktan kompulsiyonlarıda tekrar tekrar el yıkama ya da yıkanma ya da temizlik yapma şeklinde tezahür eder. Temizlik obsesyonlarından sonra en yaygın görülen “KUŞKU” dur. Burada bahsedilen kuşku; zarar görmeye dair duyulan kuşkudur. Kompulsiyon olarakta; Kapıyı, pencereyi, ocağı sık sık kontrol eder bu hastalar. Tekrar tekrar kontrol edebilirler. Bazen 130 kilometre mesafeden kapıyı kontrol etmek için tekrar dönebilir. Bazen 10 dakika boyunca aynı kapının önünde o kapının kilitlendiğine dair içini rahatlatmak için uğraşır, açar kapatır, açar kapatır, kendi kendine kapalı olduğunu söyler vs.. “

kapiyi-kilitlemeyi-unutmak

Doç.Dr.Orhan Murat Koçak
“Bunun dışında cinsel obsesyonlar, dinsel obsesyonlar, simetri takıntısı olanlar ve hatta toplayıcılar vardır obsesyon çeşitlerinin arasında. Toplayıcılarda bir şeye ihtiyaç olur, bir biçimde gün olur gereği olur diyerek hemen hiçbir şeyi atamaz ve saklarlar”.

Doç.Dr.Orhan Murat Koçak
“Hayatın içinde olası risklere karşı önlem almak iyi bir şey aslında. Burada önemli olan ipin ucunun kaçmaması.. Bireyler tekrar tekrar aynı şeyleri yapıyor olmadıklarında, bundan çok rahatsız olmadıklarında, hayatın içinde, iş alanında, özel hayatta sosyal yaşantı içinde, işlevleri bozulmadığı ve yoğun bir sıkıntı yaşamadıkları sürece bu tip önlemler hastalığın işaretçisi olarak alınmaz. Hatta asgari düzeyde olmasının iyi bir şey olduğu bile söylenebilir. Kendilerine ya da çevrelerine zorluk oluşturmaya başladıklarında, hayatları etkilenmeye başladığında yoğun bir sıkıntı yaşadıklarında, bununla ilgili sıkıntılar arttığında artık hastalıktan söz edebiliriz.”

http://www.trtokul.com.tr/

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TurkeyEnglishFrenchRussia