Otistik Çocukların Ailelerine Öneriler

Otizm doğuştan gelen ve belirtileri yaşamın ilk üç yılında kendini gösteren, ömür boyu süren gelişimsel yetersizlik ve nörolojik bozukluktur. Otizm sosyal ilişkilerde güçlük, iletişim zorlukları, ilgi ve davranış takıntıları ile kendini göstermektedir. Her 150 çocuktan biri otizmden etkilenmiştir ve erkeklerde daha yaygın olarak görülür.

Otizm, ya kendi başına ya da zekâ geriliği, öğrenme güçlüğü, görme güçlüğü, işitme yetersizliği, serebral palsi,  epilepsi gibi diğer gelişimsel bozukluklarla birlikte ortaya çıkabilir. 

Otizmin anne-babadan kalıtım yoluyla geçmiş olabileceğinden kuşkulanılmaktadır. Dolayısıyla, bu yönde pek çok araştırma yapılmaktadır. Ancak, henüz otizmin geni bulunabilmiş değildir. Otizmin çevresel faktörlerle tetiklendiği düşünülmektedir. 

Otizme her çeşit toplumda, ırkta ve ailede rastlanmaktadır. Dolayısıyla, bu özelliklerin hiç birinin otizmle ilişkili olmadığı kabul edilmektedir. Otizmin çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin ekonomik koşullarıyla ilişkisi yoktur.

Otistik çocuklar için ailesiyle birlikte olmak çok önemlidir. Otistik çocuğu olan aileler çocuğunun yaşantısını ne yönde etkileyebileceklerini bilememenin endişesini taşımaktadırlar. 
 
Otizmin nedeninin ve tedavisinin bilinmemesi, ailenin otistik çocuğunun günlük bakımı, ya da eğitimi için bazı sorumlulukları yüklenmek zorunda kalmaları aileleri çaresizlik duygularına yönlendirmektedir. 

Otistik çocuğa sahip anne babalar,  çocuğun bakımı, eğitimi ve sağlığı konusunda bilgi ve beceri sahibi olmalıdır . Aile üyeleri kendi rolleri dışında çocuğun terapisti ve eğitimcisi de olabilmelidirler. Otistik çocuğa sahip anne babalar çocuğun engelini kabul ettikten ve gerekli eğitim kurumuna yönlendirdikten sonra çocuğun okul eğitimi için gerekli hazırlıkları yapmalıdırlar. Çocuğun okula alıştırılması açısından evde çocuğun odasına okulun ya da eğitimcinin resminin asılması, okula giderken sevdiği oyuncağını yanında götürmesine izin verilmesi ve okul çevresinin gezdirilmesi yararlı olacaktır.

Otistik çocukların eğitiminde ev ortamının kullanılması ve aile bireylerinin doğru rehberlikle çocuklarına yardımcı olmaları çok önemlidir. Otistik çocuğun ev ortamında eğitiminin sağlanmasının yanı sıra çocuğu büyük yaşlardan itibaren sokağa ve komşulara çıkarmak çevrenin çocuğu kabul etmesine ve tanımasına yardımcı olacaktır. 
 
Otistik çocuğa sahip anne ve babalara tavsiye edilen belli başlı önerileri şu şekilde sıralanabilir; 
 
Otizm tanısını kabullenme süreci ne kadar hızlı gerçekleşirse, aile için de çocuk için de işler o ölçüde kolaylaşır.
 
Kabullenme sürecinin hızlanmasında doğru uzmanlara ve bilgilere ulaşmak, benzer durumdaki ailelerle ilişki içine girmek ama çocuğunu diğer otizmli çocuklarla kıyaslamamalı çünkü her otizmli çocuğun özelliği birbirinden farklıdır.



Sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmak ve dostlardan destek almak büyük önem taşır.

 
Otizme yönelik olumlu bakış açısı geliştirmek; ailenin bu konudaki beklentileri ne kadar olumlu olursa stres oranı da aynı oranda azalır. 

Aile ufak gelişmeleri fark etmeyi ve bunlardan mutlu olmayı öğrenmek için çaba göstermelidir.

 

Bu süreçte çocuğa yönelik gerçekçi beklentiler geliştirmek ve ulaşılabilir amaçlar saptamak da çok işe yarayacaktır. Yani çocuktan yapabileceğinden fazlasını beklememek ona zarar verecektir.
 
Otizmli çocuk ailelerinde sıklıkla fiziksel, bedensel ve ruhsal tükenmişlik durumuna rastlanır. Bu durumla ilgili olarak; aile üyelerinin mutlaka kendilerine zaman ayırmaları, hiç değilse haftada birkaç saat yalnızca kendileri için bir şeyler yapmaları önerilebilir.

 

Tükenmişlik yaşayan anne ve babanın çocuğuna sağlayacağı yararlar önemli ölçüde azalacaktır. Anne –babalar sırf çocukları için bile olsa kendilerine iyi bakmalıdırlar. Bu amaçla spor, yoga, gevşeme egzersizleri gibi etkinliklerden yararlanmak çok önemli yararlar sağlayabilir. Ayrıca gerektiğinde ruh sağlığı uzmanlarından psikolojik destek almaktan da kaçınılmamalıdır.
 
Aile, çocuğu çok küçük yaşlardan itibaren sokağa, komşulara diğer deyişle sosyal çevreye çıkarmak, çevrenin de çocuğu tanıması ve kabul etmesine yardımcı olmak, diğer çocuklarla oynaması için fırsatlar yaratmalıdır.
 
Aile çocuğu eğitime hazırlamalıdır. Bazı çocuklar için evden ayrılma son derece kaygı verici olabilmektedir. Bu kaygının azaltılması için önceleri kısa sürelerle okula gelinmesi, evde uygun yerlere okulun ve eğitimcinin resminin asılması, okula giderken sevdiği bir oyuncağı yâda bağımlılık duyduğu bir nesneyi yanında götürmesi yaralı olacaktır. Çocuğun eğitim göreceği çevreyi ve kişileri iyice tanıdıktan en önemlisi de güvende olduğunu hissettikten sonra eğitimine başlanılması yaralı olacaktır.


Aile çocuğu okuldan zamanında almalıdır. Çalışma bitiminde anne- babasını çevresinde göremeyen çocuk okulda unutulma korkusu yaşayabilir.
 
Eğitimciye sınıf içinde çocuğun davranışlarını etkileyebilecek durumlar hakkında bilgi vermesi gerekmektedir. Eğitimcinin çocuğun yaşadığı olaylardan haberdar olması, çocuğun davranışlarını değerlendirmesi yönünde önemli rol oynayacaktır.
 
Çocuğun daha iyi öğrenmesi için pahalı oyuncak ve materyallerin kullanılmasına gerek yoktur. Evde bulunan eşyalar da eğitim amaçlı kullanılabilir. Örneğin çorapları renklerine göre eşleştirme, kaşıkları sayı saymada, büyük küçük kavramı öğretiminde vb.
 
https://orgm.meb.gov.tr/kitaplar/otizimli_cocuk_aile_el_kitabı

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir