Otizme Çözüm Var!

Herkesin gördüğü gibi göremediğiniz, işittiği gibi işitmediğiniz, kokuları, tatları herkes gibi hissedemediğiniz, ışıkların ve seslerin duygularınızı bombardıman ettiği ve sizi korkuttuğu bir dünya düşünün… İşte otizmli çocukların kahrını çektiği dünya böyle..

“Kız mı olsun, oğlan mı?” diye sorarlar hamilelere. Cevap bellidir: “Eli ayağı düzgün olsun da, ister kız, ister oğlan olsun…” Bebeğin sağlıklı olması bütün anne babaların ortak rüyasıdır.
 

Günümüzde öyle aileler var ki, sağlıklı doğan, 1-2 yaşına kadar sağlıklı gelişen, onlara agucuk yapan, gülen bebekleri yüzlerine bakmaz, onlarla iletişim kurmaz oluyor. Diğer çocuklarla oynamıyor, diğer çocuklar gibi davranmıyor. Otizm teşhisi konuyor. Aile kahroluyor.

Çağımızın vebası diyorlar otizme. Salgın bir hastalık gibi yayılıyor. Suçlu hepimiziz… Dünyayı kirletenler…
 
Analarının korunaklı rahminde bile kendilerini bulan zehirlerden kurtulamıyor bazı bebekler. Hastalanmasınlar diye vuruldukları aşıdan, antibiyotikten, başlarına sürülen şampuandan zehirleniyorlar. Kimi zaman renkli gazozun boyası, kimi zaman da elma kurtlanmasın diye kullanılan tarım ilacı vuruyor yavruları. Hamile annenin saç boyası, ruju; uyudukları odanın PVC pencere çerçevesi, duvar boyası da masum değil. Zehir vücutlarında geziniyor, en çok da beyin ve sinir hücrelerinde… Zehir onu ne kadar erken yakalamışsa, hastalığın şiddeti de o kadar ağır oluyor. Anne karnında yakalamışsa çok daha ağır…
 
Mide-bağırsak sorunları, bunlara bağlı olarak gelişen vitamin, mineral ve amino asit eksiklikleri, başta süt ve buğday olmak üzere çeşitli gıda proteinlerine karşı gelişen besin tahammülsüzlükleri, yeteri kadar güneşlenmeme ve maruz kalınan çeşitli toksinler bir araya geldiğinde otizm tablosu oluşuyor.
 
Herkesin gördüğü gibi göremiyor, işittiği gibi işitemiyor, kafalarının içinde bir ışık ve ses bombardımanıyla yaşıyor otizmli çocuklar… O küçücük vücutlarında binbir türlü sorunla uğraşıyor; beyin kan akımında azalma, sinir sistemi iltihabı (nöroenflamasyon), bağışıklık yetersizliği, oksidatif stres, mitokondri fonksiyon bozukluğu, sinir-ileticisi (nörotransmitter) bozukluğu, toksin temizleme sorunları ve bağırsak florası bozukluğu ile mücadele etmeye çalışıyorlar…
 
Eskiden, otizm kelimesi nadiren duyulurdu. Belki de, “Yağmur Adam” filminde Dustin Hoffman’ın canlandırdığı karakterin hastalığı olarak tanıdık sadece. Şu anda ABD’de her 150 çocuktan biri otizmli. Otizm sorunu, Türkiye’de de bir çığ gibi büyüyor.

Prof. Dr. Ahmet Aydın ve Uz. Dr. Cem Kınacı’nın birlikte hazırladıkları kitap, “otizm tedavi edilebilir” diyerek, otizmi ailesinde yaşayanlara yardımcı olmayı hedefliyor. Otizmin biyomedikal tedavisini detaylarıyla anlatıyor. Konuyla ilgilenen hekimlere ışık tutuyor, dünya çapındaki literatürü gösteriyor. Asıl hedefiyse başka, henüz doğmamış çocukları kurtarmak… Alacağınız önlemlerle, yiyip içtiğinize, kullanacağınız kozmetiğe, duvar boyasına göstereceğiniz özenle bu salgının önüne geçmek mümkün. Bir anne, sadece yoğurt mayalamakla bile çocuklarının hayatını değiştirebilir…
 

 

Prof.Dr. Ahmet Aydın

Prof.Dr.Ahmet Aydın İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nde Beslenme ve Metabolizma Bilim Dalı Başkanı’dır. Özel ilgi alanı kronik hastalıklarla beslenme arasındaki ilişkidir. Bu konuda yazdığı “Taş Devri Diyeti” kitabı onlarca baskı yapmıştır. Aydın son 10 yıldır yoğun bir şekilde otizmin biyomedikal tedavisi üzerinde çalışmaktadır.

Uz.Dr. Cem Kınacı

Uz.Dr.Cem Kınacı bir nükleer tıp uzmanıdır. Oğlunun hastalığı nedeniyle on yıldan fazladır otizmle ilgilenmektedir. Otizmle ilişkili çok sayıda yerli ve yabancı kuruluşa üye olan Kınacı Türkiye, Kafkasya, Balkanlar, Ortadoğu ve Asya’nın ilk DAN (otizmin biyomedikal tedavisini yapan) hekimdir. Ayrıca çevremizdeki birçok ülkede de hasta tedavi etmektedir. Yurtdışında olmadığı zamanlar Universal Çamlık Hastanesi’nde çalışmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TurkeyEnglishFrenchRussia