Prof. Dr. İbrahim Tufan ile Alzheimer Hastalığı Üzerine Bir Söyleşi

21 Mart 2017 tarihinde Ulusal Sosyal ve Uygulamalı Gerontoloji Derneği‘nin Başkanı Prof. Dr. İsmail Tufan ile Alzheimer hastalığı üzerine yapılan söyleşi Alzheimer hastalığı hakkındaki bilgilerimizi güncellemektedir.

Alzheimer hastalığının sebebi nedir?

Prof.Dr.İbrahim Tufan:  Alzheimer hastalığının sebebi veya sebepleri kesin olarak bilinmiyor. Belli bir proteinin beyin hücrelerini “çökelti” gibi kaplaması ve bunun sonucunda sinir hücreleri arasındaki irtibatın kesilmesi sonucunda ortaya çıktığı kabul ediliyor.

Alzheimer hastalığını tespit etmek kolay mıdır?

Prof.Dr.İbrahim Tufan: İlk bakışta kolay gelebilir. “Bunama” zaten toplumda yaygın bir kavram. Tıpkı “grip” gibi. Soğuk algınlığına yakalanıyoruz, ama “grip oldum” diyoruz. Yaşlıları algılarken de aynı mantıkla hareket ediyor, biraz unutkan, biraz şaşkın bir yaşlı görünce “bunamış” diyoruz. Halbuki bunama veya tıptaki adıyla demans öyle dıştan bakarak tespit edilebilecek bir hatalık değildir. Kafamıza göre teşhis uydurmamalıyız. İşin uzmanı hekimlerimiz var. Onlara danışmak şart.

Yani uzmanlar bunu kesin olarak tespit edebilir?

Prof.Dr.İbrahim Tufan: Genellikle diyelim. Aslında bu bağlamda teşhis dediğimiz şey, bir hekimin hekimlik bilgi ve tecrübesine dayanarak ileri sürdüğü bir hipotezdir, yani bir varsayım veya tahmindir. Her tahminde olduğu gibi tıbbi teşhislerde de yanılma ihtimali var. Bu bazı hastalıklarda az, bazılarında yüksektir. Alzheimer hastalığının teşhisinde yanılma payı az değildir. Aslında kişi hayattayken teşhis konulmuş olsa da kesin teşhis aslında hastanın ölümünden sonra konulabilir. Beyin otopsisi yapılırsa daha kesin bir teşhise erişilebilir. Otopsinin sonucunda bile yüzde yüz emin olamayız. Ben hekim değilim. Bunları hekimler söylüyor.

Yani uzmanlar Alzheimer hastaları çoğalıyor derken tahminen mi konuşuyor? 

Prof.Dr.İbrahim Tufan: İnce eler sık dokursak sorunuza “evet” demem gerekir. Ancak bilgi ve tecrübeler var. Alzheimer hastalığı üzerine on binlerce araştırma var. Her gün milyonlarca Alzheimer hastasına hizmet veriliyor, testler, deneyler, araştırmalar yapılıyor. Bütün bunlar teşhis konusundaki yanılma payının azalması demektir. Tahmin, ama güvenilirliği yüksek olan tahminler ileri sürülüyor. Dolayısıyla kafadan atma değiller. Bu yüzden bir hekim bir hastasına Alzheimer teşhisi koyduysa, bunda yanılma payı çok ufaktır. Ona güvenebiliriz.

TÜİK yeni rakamlar yayınladı. Alzheimer hasta sayısının çoğaldığını söylüyor. Bununla ilgili bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Prof.Dr.İbrahim Tufan: TÜİK’in rakamlarını daha incelemedim. Ama beklenen bir sonucu teyit etmiş. Yani bir sürpriz değil. Diğer uzmanlar gibi gerontolog olarak ben de bu hastalığın yayılacağına sürekli dikkat çekiyorum. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Bu hastalığa çare bulunamadığı sürece Alzheimer hastaları hızla çoğalacaktır. Alzheimer hastalığı bir “yaşlılık hastalığı” değil. Belirttiğim gibi bir proteinle bağlantılı. Fakat ileri yaşlarda, özellikle 80 yaşından sonra daha sık görülüyor. Benim bir tespitim var. Burada belki anımsanması yerinde olur. Bizim nüfusumuzda en hızlı kim çoğalıyor biliyor musunuz? Yaşı 80 ve üzeri kişiler! Başka hiçbir yaş grubu bu kadar hızlı çoğalmıyor. Sebebi de yaşam süresinin uzamasıdır. Durum böyle olunca Alzheimer hastaları da aratacaktır. Bu artış gelecekte de devam edecektir.

Alzheimer hasta sayıları kesin mi?

Prof.Dr.İbrahim Tufan: Alzheimer hasta sayısı kesin olarak bilinmiyor. Türkiye’de veya başka bir ülkedeki Alzheimer hasta sayısından söz ederken, genellikle bunların tahmini sayılar olduğunu, uluslararası araştırmalardan alınan sayıların ülke nüfusuna projeksiyonu olduğunu bilmek gerekir. Fakat bu her ülke için geçerli değildir. Epidemiyolojik araştırma yapılan ve Alzheimer hastalarının kayıt altına alındığı ülkelerin rakamları güvenilirdir.

TÜİK’in verdiği rakamların nereden alındığı bu yüzden önemli. Benim bildiğim kadarıyla ülkemizde Alzheimer hastaları üzerine epidemiyolojik bir araştırma yok. Genellikle Dünya Sağlık Örgütü’nün yayınladığı rakamların nüfusumuza projeksiyonu sonucunda elde ediliyorlar. Bunlar üç aşağı beş yukarı doğrudur.

Nüfusun yaşlanması Alzheimer hastalığının başlıca etkeni midir?

Prof.Dr.İbrahim Tufan: Etken denildiğinde, doğrudan ve dolayı yoldan olmak üzere iki türlü etkeni göz önüne almak gerekir. Örneğin uyku ilacı alınca uykumuz gelir. Yani doğrudan etki eden bir etkendir. Diyelim ki ben ve siz aynı uyku ilacını aynı anda aldık. İkimizin de uykusu gelecektir. Diyelim ki bu ilaç etkisini yarım saat sonra gösteriyor. Bu yüzden uykumuz yarım saat sonra gelmesi gerekir. Ama ben on beş dakika sonra uykuya dalabilirim, siz bir saat sonra. Demek istediğim şu: Bir tek etken yok. Dolaylı etkenler var. Biri daha önce spor yapmış ve yorulmuş olabilir, diğeri televizyon karşısında gününü geçirmiş olabilir. Bu yüzden ilacın etkisi farklı zamanlarda ortaya çıkar. Şunu söylemek istiyorum: Bugünkü bilgilerden hareket edersek, nüfusun yaşlanması Alzheimer hastalığının asıl etkeni değildir, “olaylı etkendir. Asıl etkenin ne olduğu hala bilinmiyor. Bunu bulursak ve etkeni ortadan kaldırırsak, o zaman nüfus yaşlanması etken olmak çıkar.

Alzheimer hastalarına nasıl bir hizmet vermemiz gerekir?

Prof.Dr.İbrahim Tufan: Bir kere bu hastaların bakımının diğerlerinden farklı olduğunu dikkate almamız lazım. Alzheimer hastalarına spesifik bakım hizmetleri sunmamız gerekir. Spesifik derken, şunu düşünüyorum: Bu hastaların bakımında standart bakım pek fazla işe yaramıyor. Hastaya uygun özel bakım modelleri geliştirmek gerekiyor. Geçenlerde bir Alman televizyon kanalında izledim. Eski Doğu Almanya’da doğmuş olan Alzheimer hastası yaşlılara tıpkı Doğu Almanya’daki gibi bir ortam hazırlanmış. Mesela duvarda Erich Hönecker’in (o zamanki başbakan) fotoğrafı asılı. Yaşlılara Doğu Alman parası verilir ve yan taraftaki odada Doğu Almanya’dakine benzeyen bir alışveriş yeri hazırlanmış. Yaşlılara oraya “sanki” alışveriş yapmaya gidiyorlar. Sadece Doğu Almanya’da satılan mallar var içeride ve çok önemli, her şey kıt. İstediğinizi bulamıyorsunuz. Koltuklar, dolaplar, resimler, duvar kağıtları, her şey sanki 1970 yılının Doğu Almanya’sı.Yaşlılar hayatlarından memnun görünüyorlardı. İşte spesifik dediğim budur. Tıbbi bakım zaten yeterli değildir. Yaşlı bakımında gerontolojik bakım modellerine geçmemiz şart.

İTGE’nin kurucusu Prof. Dr. İsmail Tufan Türkiye’ye Gerontolojiyi getiren bilim insanımızdır. Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Gerontoloji Bölümünü kurmak üzere 1998 yılından itibaren çalışmalarına başlamıştır. Bu çalışmaları 2005 yılında tamamlandıktan sonra, aynı yıl bölümün kurulması için Yüksek Öğretim Kurumuna (YÖK) başvuru yapmıştır. Başvurusuna 2006 yılında olumlu cevap almıştır ve YÖK tarafından AÜ Gerontoloji Bölümü Başkanlığına atanmıştır. Bölüm Başkanlığı görevini 2013 yılına kadar sürdüren Prof. Dr. ismail Tufan, bu görevinden istifa etmiştir. Aynı yıl kurucu üyesi olduğu Ulusal Sosyal ve Uygulamalı Gerontoloji Derneği’nin Başkanı seçilmiştir.

Bunları da sevebilirsiniz

Prof. Dr. İbrahim Tufan ile Alzheimer Hastalığı Üzerine Bir Söyleşi” için bir yorum

  1. Çok muâlak bir söyleşi,sayın hocamızın söylediği doğru eksikler var.Bu gün Demenz tehşisi tam konabilyor,farklı metodları var,Doğu Almanyayla ilğili anlatığı kısım,terapi yöntemlerinden bir tanesi.Demenz başlığı adı altında bir çok türü var gerçekten iyi bir gözlem ve Hekimlik gerektiriyor.Bir örnek verirsem,minik minik adımlarla yürüyen Halizination gören Hastalara
    Demenz hastalığının
    Lowey Körper türü
    (Cisimcik demenz) diyoruz.titreyen sinirli haler gösteren hastalığı kabulenmeyen genelinde 60 yılarda başlayan bir başka türüne Morbis Parkinson diyebiliyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir