Rağmenci misiniz yoksa Saydırıcı mısınız?

Rağmenci misiniz yoksa Saydırıcı mısınız?

Mümin Sekman “Her Şey Seninle Başlar” kitabında engeller karşısında insanların tavırlarına bakarak insanları “Saydırıcılar” ve “Rağmenciler” olarak iki gruba ayırıyor. Siz acaba hangisisiniz? 

Bir hedefe doğru yürürken bir takım engellerle karşılaştığında, bazı insanlar engelleri nasıl aşacağını bulmayı ve bulduğu çözümleri uygulamayı deniyor. Engellere “rağmen” ilerlemeye çalışıyor. Bu gruba rağmenciler diyorum.

Daha büyük çoğunluk ise, engellerle mücadele etmek yerine söylenmeyi; o engeli ya da engeli önüne koyduğunu düşündüğü kişileri suçlamayı seçiyor. O engel “olmasaydı”, nasıl da harika işler başarabileceğini anlatıyor. Bu gruba da saydıcılar diyorum.

Rağmenciler; önlerine çıkan engellere “rağmen” hedeflerine ulaşanlar, en azından bunun için yılmadan çaba gösterenlerdir.

Saydıcılar ise, önlerine çıkan engeller karşısında, o engeller “olmasaydı” neler yapabileceklerini anlatıp duran, o engelden dolayı suçlayacak birilerini arayan arkadaşlardır. Bir insan hayatının bazı noktalarında rağmenci, bazı noktalarında saydıcı da olabilir.

İnsanların çoğu başarılı olmak istiyor, ama engellerle karşılaşmak istemiyor! Cennete gitmek istiyor ama ölmek istemiyor!

Bu yargıya nasıl vardım? Karşımdaki kişilerin içi ”saydı” dolu cümlelerinden dolayı.

“Eğer param olsaydı…”

“Eğer müdür olsaydım…”

“Eğer yabancı dilim olsaydı…”

“Eğer elimden tutan olsaydı…”

“Eğer bizim de Batılılar gibi imkanlarımız olsaydı….”

Saydıcılar, nasıl başarılı olabileceklerinden daha çok, neden başarılı olamadıkların açıklamaya kafa yoran insanlardır. Mazeret bulma merkezi gibi çalışırlar. Eylemci değil söylemcidirler. Sürekli niye yapamadıklarını açıklamaya kafa yorarlar, nasıl yapabileceklerine değil!

Rüzgara rağmen yürüyenler; “Rağmenciler” bu gruptakiler, “saydıcılar”ın tam tersine bulundukları herhangi bir durumda nasıl başarılı olacaklarına kafa yorarlar. Şartları, önlerindeki engelleri, kendilerine destek olmayanları suçlamak yerine, “şimdi ve bu şartlarda elimden gelenin en iyisini nasıl yaparım?” diye düşünürler. Su gibi eğimli buldukları yerden akarlar, önlerine set çıkarsa seti suçlamaz, kendilerini büyütür, setin üzerinden aşarlar.

“Elimden tutan olsaydı” gibi başkalarını kendisine karşı borçlandıran inançlara beyinlerinde yer vermezler. Dış destekle değil, iç güçlerini kullanarak bir şeyler yapmaya çalışırlar. İşler kötü gittiğinde şanslarının dönmesini beklemek yerine, çabalarını iki kat çoğaltmayı seçerler. Zor zamanlarında daha fazla çalışırlar. Engelleri ve imkansızlıkları, dehalarını kanıtlamak için bir fırsat görürler.

Rağmenciler;

Paraları olmamasına rağmen,

Yetkileri olmamasına rağmen,

“Ellerinden tutan” kimse olmamasına rağmen,

Kıskanç bir çevreleri olmasına rağmen,

Steril ve seçkin şartlarda çalışmamalarına rağmen BAŞARDILAR ÇÜNKÜ BAŞARAMAYACAKLARINI BİLMİYORLARDI..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.