Şizofreni nedir?

Şizofreni nedir?

Şizofreni hastaları dünyayı değişik algılar. Normalde çevrede varolan uyaranlar dışında olmayan sesler, hayaller, garip kokularla dış dünya karışık ve anlaşılmazdır.

Bu ortamda hastalarda anksiyete artışı, heyecan ve korku sıktır. Bu duygularla genelde normal olmayan davranışlar sergilerler.

Şizofreninin ortaya çıkışı değişik şekillerde olabilir. Bazı hastalarda aniden ortaya çıkabileceği gibi çoğu hastada sinsice yavaş yavaş gelişir. Yavaş seyir gösteren şizofrenide başlangıçta dikkat toplama güçlüğü, toplumsal ilgiyi kaybetme, içine kapanma, kendine bakımda azalma, dini uğraşılarda artma veya kara sevdaya tutulma gibi belirgin olmayan ve ilk bakışta şizofreniyi düşündürmeyen belirtiler görülebilir ve sıklıkla başka psikiyatrik hastalıklarla karıştırılır. Bu başlangıç belirtilerinin ardından birkaç ay veya yıl içinde de tüm belirtileri ile hastalık ortaya çıkar. Hastalar sıklıkla garip davranışlar ve konuşmalar sergilerler. Gerçekte olmayan sesler işitmeye ve hayaller görmeye başlarlar. Bazı hastalarda garip pozisyonlarda uzun süre durma, bazılarında hiç hareket etmeksizin uzun süre sessiz kalma veya aşırı hareketlilik görülebilir. Yavaş seyir gösteren şizofreninin yanında hızlı seyir gösteren şizofreni de olabilir. Bu hastalarda ise belirtilerin çoğu bir arada aniden ortaya çıkar.Bazı hastalarda belirtiler hafif seyrederken bazılarında şiddetli semptomlar olabilir ve bu durumda hastaları kontrol etmek güçleşebilir. Şizofrenide görülen belirtiler iki başlık altında toplanır: pozitif belirtiler ve negatif belirtiler. Her hastada bu belirtilerin tümü bir arada görülmez.

Şizofreninin tipine göre belirti kümeleri de değişir. Örneğin paranoid şizofrenide şüphecilikle ilgili belirtiler baskındır. Paranoid şizofrenlerde sık görülen temalardan bazıları şunlardır: kendisine kötülük yapmak isteyen kişiler veya güçler vardır, bununla ilgili sesler işitmektedir, bu nedenle evde perdeleri kapatıp oturmakta, yemek yerken zehirlenme riski olduğunu düşünerek yemeği kendi önünde hazırlatmakta veya kendi yaptığı yemeği yemektedir. Odasına dinleme cihazları yerleştirilmiştir, bu nedenle odasında temkinli konuşmaktadır, eşi kendisini aldatmaktadır, v.b. Basit şizofrenide ise toplumsal çekilme, içine kapanma, sosyal aktivitelerde azalma, kendine bakımın düşmesi gibi belirtiler dışında fazla bulgu olmayabilir. Pozitif belirtilerde; şüphecilik, işitme varsanılar ve garip davranışlar sıktır.Hastalarda düşünce ve konuşmada kopukluk görülebilir. Konuşurken konudan konuya atlama, içerik olarak bir anlam ifade etmeyen sözcükleri birbiri ardına sıralama sonucu dinleyenler tarafından bir anlam ifade etmeyen sözcük salatası dediğimiz içeriği boş, anlamsız ve karmaşık konuşma biçimi görülebilir. Bazende hastalar kendileri kelime uydururlar, bu kelimeler kendilerince bir anlam ifade etmektedir.Aslında anlamsız gibi görülen konuşmaya dikkat edilirse çokta anlamsız olmadığı içeriğinin olduğu görülebilir. Bu konuşma biçimi kişinin çağrişimlarının hızlanması ile ilgilidir. Düşüncede bu hızlanmanın yanında duraklamalar da görülebilir.

Hastalar konuşurken ani duraklamalar, bloklar genelde buna bağlıdır. Düşünceler genelde çocuksu ve büyüseldir. Hastalarda gerçekle bağlantısı olmayan inanışlar görülebilir. Bu hastalarda görülen bazı düşüncelere şu örnekler verilebilir; telefonları dinlemekte, insanlar kendisini takip etmekte, herkes düşüncelerini bilmektedir, kötülük yapmak isteyen kişiler vardır, hatta ev içindeki yakınları bile kötülüğünü istemekte ve kendisine zarar vermek için planlar yapmaktadır,televizyondan mesajlar almakta, herkes kendisine manalı manalı bakmaktadır, iç organları parçalanmış ve yok olmuştur, telepatik güçleri vardır, uzaylılar kendisi ile bağlantı kurmaktadır v.b.

Gerçekle bağlantısı olmayan sesler işitilebilir. Bazen bu sesler bazı komutlar vermekte, alay etmekte veya kötü sözler söylemektedir. Yine gerçekte olmayan hayaller görülür. Garip şekiller, korkunç yaratıklar olabilir. Hastalar bu ses ve görüntülerin gerçekte olup olmadığını ayırt edemez. Çoğu zaman bunlardan rahatsız olurlar ve korkarlar. Bunları kendi beyinlerinin bir ürünü olarak kabul etmez ve genelde dışarıdan birileri tarafından yapıldığını düşünürler. Bazen bu seslere yanıt verir, konuşmaya başlarlar veya görüntüleri takip ederler. Hastaların bu hareketleri dışarıdan gözlendiğinde kendi kendine konuşuyormuş veya sabit bir noktaya bakıyormuş gibi gelir.

Negatif belirtilerde; toplumsal çekilme, içine kapanma, ilgi ve istek azlığı, kendine bakımda azalma, konuşma ve hareketlerde azalma gibi belirtiler görülür.

Duygulanımda azalma görülür. Hastaların jest ve mimiklerinin azaldığı görülür.Olaylara uygun tepkiler veremezler. Çoğu zaman yüzlerine maske giymiş gibi tepkisiz bir görünüm sergilerler. Bazen de uygunsuz tepkiler verdikleri görülür, ağlanacak yerde güler veya gülünecek yerde ağlayabilirler. Genelde hareketler azalmıştır.

Harekete başlama güçlüğü görülür. İleri evrelerde hareketsiz uzun süre durdukları görülebilir. Bu hareketsizliğin nedeni sıklıkla ileri derecede kararsız kalmakla ilgilidir. Bazen bu uzun süreli hareketsizliğin ardından ani beklenmeyen bir hareketlilik olabilir, hasta yaydan fırlamış ok gibi eyleme geçebilir. Hastalar toplumsal olaylara ilgi ve isteklerini genelde kaybederler. Toplumsal çekilme, okul ve işe devam edememe, arkadaşlardan uzaklaşma, yalnız kalmayı tercih etme sık görülür. Dikkat toplama güçlüğü vardır, hastalar bir konuya odaklanamazlar.

Şizofreni hastalarında saldırganlık sık görülen belirti değildir. Ancak şizofreni belirtileri ortaya çıkmadan önce saldırgan kişiliği olanlarda hastalık ortaya çıktıktan sonra saldırganlık görülebilmektedir. Bunun dışındaki hastalar genelde içine kapanıktır. Şüpheciliği olan hastalar ilaç kullanmıyorlarsa saldırgan olabilirler. Genelde aile içinde veya arkadaş ortamında saldırgan davranışlar gösterirler. Yine alkol ve madde bağımlılığı olan şizofrenlerde saldırganlık görülebilir. Şizofrenide intihar riski normal topluma göre fazladır. Hastaların %10’unda intihar girişimi görülebilmektedir. Hangi hastanın intihar edeceğini önceden kestirmek genelde güçtür.

Doç.Dr.Sibel MERCAN

Düşünce, coşku, irade, kişilik ve davranış bozukluklarıyla ortaya çıkan bir ruhsal hastalıktır. Hasta dış dünyanın gerçeklerinden kopar, adeta kendisinin kurduğu bir dünyada yaşar. Hastalığın kişiliği dağılmış, yıkılmıştır. Hastalık genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkar. Kadın ve erkeklerde hemen hemen aynı oranda görülür.

Hastalığın nedenleri, olarak pek çok etken gösterilmesine karşın, henüz nedeni kesin olarak belirlenmemiştir. Kesinlik kazanan tek bulgunun annesi ya da babası bu hastalığa yakalanmış, bir çocuğun ileriki yaşlarda şizofreniye yakalanma riski yüksektir. Bu da hastalıkta kalıtımın önemli bir rol oynadığını kanıtlamaktadır.

Şizofrenin belirtileri farklı gruplara ayrılıp değerlendirilmiştir.

Düşünce bozuklukları: Hastanın düşünceleri arasındaki ilişkiler kopuktur. Bunun sonucu olarak konuşması karmakarışıktır. Hasta konuşmasında belirli bir konuyu işleyemez. Konudan konuya geçer, saçma bir mantık yürütür. Sorulan sorulara ilgisi olmayan yanıtlar verir. Buna yandan konuşma denir. Hasta konuşmasında uydurduğu yeni ve anlamsız sözcükler kullanır. Buna neologizm adı verilir. Bazı hastalar aniden susar ve cevap vermezler. Neden olarak da kendisinin duygularının baskı altında olduğunu iddia eder. Bu tür hastalarda mistik, metafizik ve felsefi konular üstünde yoğunlaştığı görülür.

İrade bozukluğu: Şizofrenin iradeleri yıkılmış, karar verme yetenekleri yok olmuştur. Herhangi bir konuda karar vermezler. Ya da karar vermeksizin karar amacı taşıyormuşçasına günlerce yatarlar. İç dünyalarına kapanıp haftalarca düşünürler. Bu duruma otiz adı verilir. Bu hastalıkta diğer bir unsurda olumsuzluktur. Hasta yemek yemez, çevresindeki insanların dediklerini yapmaz. Sorularına karşılık vermez, bu duruma mutiz adı verilmektedir. Bazılarında ise sorulan soruyu tekrarlar, buna ekolali denir. Bazılarında kendisine yapılan hareketi tekrarlar, buna da ekopraksi denir. Mimikleri tekrarlamaya da ekonomi denir. Kendisine verilen durumu bir heykelmişçesine koruyan hastalara filexibitas karea adı verilir. Bu hastalıkta kişinin heyecan bozuklukları farklı şekilde ortaya çıkar. İndiferans morbit adı verilen durumda hastanın heyecanı körelmiştir. Üzüntü ve sevinç duymaz ve tepki göstermez. Bazı hastalarda ise öfke, korku, örotizm ve denetimsizlik neşe gibi ilkel heyecanlar egemendir.

Ambilavans: Bu tür şizofren hastalarda birbirinin tersi düşüncelere sahiptir. Hem ölmeyi düşünür, ister hem de yaşamayı düşünür ve ister.

Şizofren çeşitleri vardır. Bunlar hastalığın hangi safhada olduğunu gösterir. Basit şizofreni 18-25 yaşları arasında ortaya çıkar. Bu şizofrenide heyecan bozuklukları ön plandadır. Entelektüel çöküntü görülebilir. Hiperfrenik şizofrende,15-25 arasında kişilerde görülür. Bunda düşünce bozuklukları ve ambilavans ön plandadır. Katononi şizofrende ise,18-25 yaş arasında görülür. Hasta hareketsiz ve donuktur. Tükürüğünü yutmaz ve idrar, dışkı gereksinimi duymaz. Paranoniel şizofren,25-30 yaş arasında görülür. Hezeyanlar ve halüsinasyonlar ön plandadır. Hastalar düşmanları olduklarına, izlendiklerine ve kendisinin peygamber ya da Tanrı olduklarını düşünürler ve etrafa böyle söylerler.

Tedavisi, bu hastalıkta hastanede hekim tarafından sürekli gözlem altında tutulmalıdır. Hastalığın belirtileri görülür görülmez hemen tedaviye başlanmalıdır. Böylelikle tedaviden olumlu sonuç alınabilinir. Aksi durumda yani ilerlemiş durumda hastanın tedaviye olumlu sonuç alamsı imkânsız hale gelir. Şizofrenide rehabilitasyondan yararlanıldığı gibi, son zamanlarda ilaç tedavisiyle de olumlu sonuçlar alınmaktadır.
Yazar: Elif AÇIKGÖZ

ŞİZOFRENİ TEDAVİSİ

Şziofreni tedavisinde ilaç kullanımı ve psikoterapiler yer almaktadır. Tedavide kullanılan ilaçlar antipsikotik ilaçlardır. Uzun yıllardır kullanılmaktadır. Hastalığı tamamen ortadan kaldırmaz fakat belirtilerin önüne geçer, hastanın iş verimini arttırır. Kişinin günlük yaşama uyumu düzelir ve hastalığın tekrar ortaya çıkışı engellenir.

Son yıllarda atipik antipsikotikler de şizofreni tedavisinde kullanılmaktadır. Yan etkisi tehlikelidir. Çünkü kandaki beyaz hücrelerin sayısında ani olarak düşme gerçekleşebilir. Doktor kontrolünde ve düzenli olarak kullanılmalıdır. Fiyat olarak da diğer ilaçlara göre pahalıdır.

Hangi ilacın ne kadar dozda kullanılacağı hastanın durumuna ve görülen belirtilere göre değişmektedir. Bunun için deneme-yanılma yöntemi kullanılır. Bu ilaç tedavisi sonucu bazı hastalarda belirtiler hafifler fakat devam eder, bazı hastalarda hiç bir düzelme görülmez. Bir grup hastada ise küçük dozlarda bile şiddetli yan etkiler ortaya çıkmaktadır. Bu ilaçların etkisi ses duyma, hayal görme gibi belirtileri ortadan kaldırmasıdır. Bu ilaçlar bağımlılık yapmazlar. Hastalığın şiddetlendiği önemde dozlar arttırılmalıdır. İlacın kısa süre kullanılıp kesilmemesi gerekir. Düzenli doktor kontrolüyle hatalık kontrol altında tutulabilir.

Bir diğer tedavi yöntemi EKT denilen, elektro konvulziv tedavidir. Hala tartışmalı olan bir tedavi şeklidir. Başın 2 tarafına elektrotlar yerleştirilmektedir. Beyinde tekrar elektriksel dengenin sağlanması amaçlanıyor.

Yapılan grup tedavisi ise hastanın belirtilerle başa çıkması için gereklidir. İnsanlarla olan iletişimin arttırılması amaçlanır. Hastanın tanıştığı kişilerle nasıl konuşacağı, sohbet edeceği, sorunlarla nasıl başa çıkacağı, çözüm teknikleri anlatılır. Haftada bir kez yapılır. Ortalama 10 hasta katılır.

BELİRTİLERİN ETKİSİNİ AZALTMAK İÇİN HASTANIN YAPMASI GEREKENLER

Öncelikle ilaçların düzenli ve zamanında alınması gerekir. İlaçlar kesinlikle aksatılmamalıdır. Sürekli doktor ve sağlık ekibiyle bağlantı halinde olmak gerekir.

Yeteri kadar uyumak şarttır. Hayatın belirli bir düzen içinde olması gerekir. Hergün aynı saatte yatıp aynı saatte uyanılmalıdır. Fazla uyumamak da önemlidir. Uykudan kazanılan zamanlar iyi değerlendirilmelidir.

Herkes gibi şizofreni hastası da gününe normal insanlar gibi devam etmelidir. Normal insanların yaptıklarını onlar da yapmalıdır. Yemek yeme, banyo yapma, temizlik gibi günlük aktivitelere devam edilmelidir.

Stresten uzak durulmalıdır. Zordur fakat yapılması gereklidir. Madde bağımlılığından, içkiden kaçınmak en iyisidir. Çünkü bu tür maddeler geçici rahatlık sağlar ve hastalığın iyileşme dönemlerini kısaltır. Şizofreni hastalarının çoğu sigara kullanmaktadır. Sigara ilaçların etkisini azaltır.

Arkadaşlarla, yakınlarla iletişimi koparmamak gerekir. Yapılan egzersizler, sporlar kişiyi oldukça rahatlatır. Her hafta düzenli şekilde yapılmasında fayda vardır. Her sabah yarım saat yürümek zor bir şey değildir. Bu yüzden spor alışkanlığı olamayan kişiler bu şekilde başlayabilir. (www.saglik.net)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.